2893765 . Ziyaretçi


Okunma Sayısı: 4330

Bu Sayıdaki Diğer Yazılar

Metni Yazdır

KÖPRÜ E-posta listesi

KÖPRÜ Dergisini web üzerinden www.yeniasyakitap.com adresinden satın alabilirsiniz.

Kampanyamızdan yararlanarak dergimizin eski sayılarına uygun fiyata sahip olabilirsiniz tıklayın.


 KÖPRÜ / Yaz 99 
 Popüler Kültür
 KÖPRÜ / Güz 2003 
 Tesettür


Copyright © 2006
KÖPRÜ Dergisi
Her Hakkı Saklıdır

Medeniyet
Kış 2003   [ 81. Sayı ]


Medeniyet

Editör

İnsanlık zor bir sınavdan geçiyor; ya barbarlık medeniyeti kazanacak, insanlar zulüm ve fakirliğe mahkum edilecek ya da barış medeniyeti kazanacak, huzur ve kardeşlik dolu bir dünya kurulacak.

Bu sayımızı bu bağlamdaki gidip gelmelerin yaşandığı bir ortamda hazırladık. Savaş ve medeniyet arasındaki ilişkileri hissede hissede çalışmalarımızı yaptık. Soğuk savaş döneminin sona ermesinden sonra, yeni durumu yorumlamak için geliştirilen tezler, sanki savaş provaları gibiydi. Batı nihai zaferini kazanmış, üstünlüğünü tescil etmiş, bütün dünya için tek ve benzersiz sistem olan Batı kapitalizmi, insanlığın önüne konulmuştu. Fukuyama, bu meydan okuma ile, tarihin sonuna gelindiğini düşünüyordu.

Halbuki, dünyanın diğer taraflarında yaşananlar, hiç de böyle değildi. ABD Irak'a uyguladığı politikalarla iki milyondan fazla insanın ölümüne neden olmuştu. UNICEF'in açıklamalarına göre, her gün kırk bin çocuk açlıktan, her saat başı bin çocuk önlenebilir hastalıklardan ölüyordu. WHO'nun (Dünya Sağlık Örgütü) açıklamalarına göre, 20. yüzyılın son iki yılında iki dünya savaşında öldürülen kişi sayısından daha fazla kişi açlıktan ölmüştü. Bugün dünyada, 600 milyon evsiz, 800 milyon sürekli olarak gıdasız insan vardı; 1 milyar kişi temiz suya ulaşamıyordu. Dünya üzerinde sadece 3 kişi, dünyanın en fakir 48 milletinin gelir toplamından daha fazla bir servete sahipti. 20. yüzyılda 220 milyona yakın kişi menfaat elde etmek amacıyla yapılan çatışmalarda hayatını kaybetti.

İnsanlığa bu sonucu hediye eden medeniyet nasıl olur da insanın ulaşabileceği nihai son olur! Nasıl olur da tarihin sonu olur! Olsa olsa çatışmayı, adaletsizliği, hegemonyayı, unsuriyetçiliği destekleyen bir medeniyetinin sonu olabilir...

Bu dosyamızla insanlığa adalet, kardeşlik, hakka taraftarlık, hürriyet, ruhsal yücelik vadeden evrensel bir medeniyet önerisi ile karşınıza geldik. İnsanlığın başından bu yana, insan hayatını belirleyen temel saiklere dikkat çekerek, nübüvvetin sağladığı güzelliklerden oluşan Kur'an medeniyetini ele almaya çalıştık.

Dosyamızda yazısı yer alan yazarlarımızdan Hüseyin Hatemi, kelimenin kavramsal çerçevesi üzerinde duruyor. Hatemi'ye göre medeniyetin iki anlamı vardır. Bunlardan birincisi İlahi Sözlük'te; diğeri ise İblis Sözlüğü'nde aranmalıdır. Bediüzzaman ve Mehmet Akif'in de "mimsiz medeniyet" diyerek karşı çıktıkları, medeniyetin İblis Sözlüğü'ndeki anlamından başka bir şey değildir. Hatemi'nin muhtasar bıraktığı M. Akif'e dair hüküm, Ahmet Dursun'un çalışmasında ayrıntılanıyor. Dursun, M. Akif'in, "mimsiz medeniyetten" neyi kastettiğini, örnekler vererek açıklıyor.

Hatemi'den başka kelimenin kavramsal çerçevesi üzerinde duran Selim Sönmez, Furkan Aydıner, Bestami S. Çiftçi-Hüseyin Kara ve Yunus Çengel de Bediüzzaman'ın medeniyet kavramını hangi anlamda kullandığını, medeniyeti Risale-i Nur'un sağladığı imkanlarla nasıl anlamak gerektiğini inceliyorlar.

Hakan Yalman, medeniyete/teknolojiye insan katkısının ne olduğunu sorguluyor. Soncu yaklaşımların oldukça revaçta olduğu bir dönemde, Yalman'ın bütüncül/tevhidi bakış önerisi oldukça ilginç bir yaklaşım gibi görünüyor. Yalman, cep telefonunun icadına hayretle bakarken, yaratılışın başından bu yana, cep telefonunun icadına kadar yaşanan yaratılmalara dikkat çekerek, teknoloji üzerinde iradenin rolünün düşündüğümüz kadar önemli olmadığını gösteriyor.

Süleyman Uludağ, medeniyetin kavramsal çerçevesine dair Hatemi ve Sönmez'in yaptığı kavram analizlerine önemli bir katkı sağlıyor. Medeniyet bağlamında ele alınabilecek ifadelerin Kur'an ve sünnette yeralış şekline dair bilgiler veriyor. Uludağ'ın bilinen peygamberlerin de "şehir"lere geldiğine dair değerlendirmesi, üzerinde önemle durulması gereken bir konu olarak karşımıza çıkıyor.

Ziya Kazıcı ve Nazmi Eroğlu'nun yazıları, vahiyden kaynaklanan ve vahiyden bağımsız bilgiden kaynaklan iki medeniyetin serencamını inceliyorlar. Kazıcı, İslam medeniyetinin Hz. Peygamberden bu yana görülen tezahürleri üzerinde duruyor; Eroğlu ise, Batı medeniyetin temellerinden birisini oluşturan Yunan medeniyetini inceliyor.

Sönmez'in yazısında dikkat çektiği, Kur'an'ın mesajlarını ilke edinen evrensel bir medeniyetin inşası açısından manidar olan iki röportaj yayınlıyoruz. Bunlardan birisi Hıristiyanlığın önemli bir merkezi olan Vatikan'ın temsilcisi Thomas Michel'le, diğeri ise Yahudi bilim adamı Oliver Leeman'la yapıldı. Bu mülakatlar evrensel bir medeniyetin inşasında, Risale-i Nur'un yaptığı Kur'an yorumunun katkısını anlamak bakımından önemli.

Dosyamızda medeniyet konusuyla ilgili iki düşünürün yaklaşımına da yer verdik. Hüseyin Özdemir, Cemil Meriç'in medeniyet görüşünü incelerken; Ahmet Dursun, Mehmet Akif'in medeniyet görüşünü inceledi. Ayrıca, tarihte Amazonlar diye bilinen kadın medeniyetinin serancamını merak edenler, Bahadır Eroğlu'nun kaleminden ilgili makaleyi okuyabilirler. Bu dosyamızdaki kitap köşesini Murat Gülkıran'ın kaleminden okuyacağız. Gülkıran, son zamanlarda çok tartışılan S. P. Huntington'un "Medeniyetler Çatışması" makalesinin ele alındığı bir kitabı tanıtıyor.

***

Bu sayımızla birlikte KÖPRÜ'yü mevcut haliyle yayınlamaya başladığımız Bahar/1994 (Sayı: 46) tarihinden bu yana çıkan tüm sayıların indeksini içeren bir ek veriyoruz. Sözkonusu ekte, dokuz yılın birikimi "makale", "yazar", "konu", "sayı" ve "özel bölüm" tasnifleri halinde yer alıyor. Bu çalışmamızla, dergimizin geçmiş sayılarındaki makalelere kolaylıkla ulaşmanızı ve istifade etmenizi amaçladık.

Sizleri, medeniyetin farklı boyutlarının analiz edildiği dosyamızla başbaşa bırakırken, savaşsız bir dünyada "Barış" dosyamızla yeniden görüşmeyi diliyoruz.

Yukarı