. Ziyaretçi


Okunma Sayısı: 16900

Bu Sayıdaki Diğer Yazılar

Metni Yazdır

KÖPRÜ E-posta listesi

KÖPRÜ Dergisini web üzerinden www.kitapyurdu.com adresinden satın alabilirsiniz.

Kampanyamızdan yararlanarak dergimizin eski sayılarına uygun fiyata sahip olabilirsiniz tıklayın.


 KÖPRÜ / Bahar 2002 
 İrtica: Tehlike mi, Maske mi?
 KÖPRÜ / Bahar 98 
 Alevilik


Copyright © 2006
KÖPRÜ Dergisi
Her Hakkı Saklıdır

Medeniyet
Kış 2003   [ 81. Sayı ]


Amazonlar Efsanesi ve Çağdaş Medeniyetin Getirdikleri

Bahadır Eroğlu

Araştırmacı-Yazar

Eski çağlarda, yüzlerce, hatta binlerce yılı aşan bir zaman sürecinde, Anadolu ve çevresinde yer alan bölgelerde kadının toplum içindeki yeri farklılık arz etmektedir. Bir çok kavimde, en alt düzeyden en üst düzeye kadar yer edinebilen kadının sosyal statüsüne, dönemin belgelerini tetkik eden ilim adamları dikkat çekmişlerdir. Kadının bir mal gibi görüldüğü ve değerinin maddî olarak, yani, para ve malla ölçülebildiği ortamlardan,1 kadın-erkek birlikteliğine dayanan ve düzenli evlilik hayatı içinde yerini alan sosyal statülere kadar bir hayat tarzından bahsedilmektedir. Öyle ki, ticari hayattan siyasî yönetime kadar, erkeklere eşlik edebilecek bir mevkide, toplumsal hayatın içinde olan kadınlar hakkında Eskiçağ belgelerinde bilgiler mevcuttur. Kendi adına borç alabilen, borç verebilen, şahitlik yapabilen, kısacası mülkiyet hakkına sahip olan hür kadınlar toplumdaki yerlerini almışlardı.2 Hititler'den kalma metinlerde, kraliçeler, ülkelerinin iç ve dış siyasî ve sosyal olaylarına ilgi duymuşlar; hatta, ülkesini müstakil olarak yöneten bir kraliçeden de bahsedilmiştir.3

Bununla beraber, yine İlk ve Eski Çağ toplumlarında tanrılarından bazılarını kadınla simgeleyen toplumların da olduğu bilinmektedir. Nitekim, çok tanrılı (polytheism) bir inanışa mensup olan bu toplumlarda, özellikle Ege toplumlarında bu inanış en üst noktaya ulaşmıştır. Eski Yunan'da "aşk ve güzellik tanrıçası" Aphrodite'tir. Bu Romalılarda Venüs olarak bilinmektedir. Efsaneye göre bir deniz tanrıçası olan Aphrodite'e yaygın olarak tapınılmıştır. Bu inançta olan toplumların tanrıçaları, evlilikleri yönettiğine ve fahişeleri koruduğuna inanırlardı. Heykeltıraşlar bu tanrıçayı değişik biçimlerde, özellikle çıplak olarak tasvir etmişlerdir.4

Diğer taraftan, Anadolu'da çağlar boyu anlatılan ve daha sonra yazıya geçen eskiçağ efsanelerinin, bir hakikati yansıttığı tarihi araştırmalar sonucunda ortaya konulabilmektedir. İlim adamları, çeşitli kavimlerin, Anadolu'da, binlerce yıl anaerkil bir toplum düzeni içinde yaşadığını ifade etmektedirler. Bu toplumlar, ana Tanrıça olarak kabul ettikleri ilahelerini, mabut ittihaz etmişlerdir. Amazonlar'ın, kurulan bu sosyal düzenin farklı bir yansımasını teşkil ettiği düşünülebilir.5

Ancak, Amazonlar hakkında değişik rivayetler, çeşitli bulgular vardır. Bu verilerin değişik yazarlar tarafından farklı yorumlandıkları da bir gerçektir. Çoğunlukla efsanelerle karışık açıklamalar göze çarpmaktadır. Bu da böyle bir topluluğun yaşayıp yaşamadığı üzerinde şüphe doğurmaktadır. Ancak, eski çağlarda toplumları etkilemiş bir takım olaylar, sosyo-kültürel değişimler meydana geldiği anlaşılmakta, bu da efsanevî olayların arka planında bir takım gerçeklerin yattığını göstermektedir.

Amazon, Anadolu halklarına ve Yunanlılara göre, kadın savaşçılara denirdi. Amazonların rahat savaşabilmek, daha doğrusu, yayı rahatlıkla kullanabilmek için sağ göğüslerini dağladıkları veya kesip çıkardıkları yönünde değişik kayıtlar varsa da, sanat eserlerinde tasvir edilen Amazonların böyle olmadığı görülmektedir. Ancak, bu tür açıklamaların "amazon" kelimesinin yanlış etimolojisinden kaynaklandığı düşünülebilir; zira, a-mazos, göğüssüz anlamına gelmektedir.6 Diğer taraftan bu kelimenin Yunanca'dan değil, Afrika milletlerinden geldiği de yazılmıştır.7 Belki de, bu kadın savaşçıların, erkek gibi, yani göğüssüz, dişi olmayan biri gibi dövüştüğü ima edilmekte idi. Bugün bile şecaat, cesaret ve metanet gibi, daha çok erkekte ağırlığı hissedilen davranış ve ruh hali içinde olan kadınlara, "erkek gibi kadın" denilmektedir. Kocasının yokluğunda iffetini muhafaza ederek, gerektiğinde evini çekip çeviren kadınların "tam bir Osmanlı kadını" gibi ifadelerle tarif edildiği bilinmektedir.

Efsaneye göre Amazonlar, aslı Traklar'a dayanan harp ilahı Ares ile Hermonia'nin (Aphrodite) çocukları sayılırlar. Başlarında erkek bulundurmadan bir kraliçe sayesinde yönetilirlerdi. Bir görüşe göre, erkekleri yanlarında hizmetlerini görmek üzere köle olarak bulundurulurlar ve onlardan çocuk sahibi olurlardı. Doğan çocuklardan erkek olanları ya öldürülür, ya da sakat bırakılırdı. Kız çocukları ise dikkatle/özenle eğitilirdi. Bir başka görüşe göre ise, yalnız evlerinin işi, avlanma ve savaşla uğraşırlar; toplumlarına erkek kabul etmezlerdi. Yılda bir kez komşuları Gargarlar'ı ziyaret ederek soylarının devamını sağlarlardı. Bu ziyaretlerinden sonra doğan erkek çocuklar ya öldürülür, ya da babalarına gönderilirdi. Böylece elde edilen kadın nesli, erken yaşta, kendi hayat tarzları olan avcılık ve savaşçılık eğitiminden geçerek istenilen bir kıvama getirilirdi. Ancak, kadınlardan müteşekkil bir toplumun, belli bir zaman sürecinde nasıl yok olmadığı hususu her zaman akla gelmektedir.8

Amazonlarla ilgili anlatılan efsaneler, bir çok eski çağ toplumları arasında değişik şekillerde kendini göstermiştir. Yunanlıların yazılı metinlerinde Amazonlar hakkında yer alan bu bilgilerde bir gelişme söz konusudur ve zaman geçtikçe, vatanları daha uzak bölgelerde düşünülmüştür. Yunanlıların kolinize ettiği Karadeniz kıyıları, yani Küçük Asya'nın kuzey-doğusu, daha önceleri Amazonlar Ülkesi olarak bilinmekte idi.9 Ancak, Amazonların bir kısmının Afrika'da, bir kısmının Asya'da yaşadığı anlaşılmaktadır. Diodorus. Afrikalıların daha eski olduklarını ve Troya savaşından önce yaşadıklarını, Kraliçeleri Myrina'nın İsisoğlu Horus'un dostu olduğunu anlatmaktadır.10 Troya'nın önündeki bir tepede mezarı bulunan ve adını Amazon Kraliçesi Myrina'dan (M.Ö. 1000) alan antik bir şehir bulunmaktadır.11

Yurtları üstünde çeşitli rivayetler vardır. Çoğu efsanelerde Amazonlar, Karadeniz'de Terme (Thermodon) çayının kıyısında Themiskyra şehrini kurmuşlardır (Ordu ve Fatsa yakınında). Lesbos (Midilli) ve Samthrake (Semendirek, Ege'de) adalarına, Yunanistan'a, Libya'ya, sonraki devirlerde İlleria'ya kadar sokulmuşlardır.

Amazonlar, Smyrna (İzmir), Sinope, Myrina, Kyme (Nemrut, Ege Bölgesinde), Paphos şehirlerinin ve Efes'teki Artemis kültürünün kurucuları sayılırlar. Efesos'u zapteden Amazonun adının Smyrna olduğu ve bundan dolayı İzmir'in bu adı aldığına dair kayıtlar bulunmaktadır. Efesos, Kyme, Myrina ve hatta İzmir şehirlerinin kurucuları Amazonlar olduğu rivayet edilir. Ayrıca, Amazonlar efsanesinin çıkış yeri, Pallas, Athena, Artemis ve Enyo gibi ilahelerin silahlı rahibelerinde, diğer taraftan kuzey ve doğu kavimlerinin ordularında bulunan savaşçı kadınlarda aranmıştır. Bu topluluk, Artemis ile Ares'e taparlar.

Büyük İskender'in görkemini belirtmek amacıyla anlatılan hikayelerde de yer alırlar. Başka kaynaklarda ise, Kafkasların eteklerine, Trakya, Güney İskitya'da ve Tuna ağzında yerleştiklerinden bahsedilir. Ancak, Anadolu'da hemen her yerde adlarına rastlanmaktadır.12 Homeros (M.Ö. 9. veya 8. yy.), "erkek gibi" tasvir ettiği Amazonların, eski Yunan'ın efsane kahramanlarından Belerophondes'e yenildiklerinden bahsetmektedir ki, amazon tabiri, tarihte ilk olarak rastlanan bir kayıt olarak kabul görmektedir.13

Yunanlıların kahramanı Herakles, Amazonların kraliçesi Hippolyte'nin kemerini ele geçirmek için çıktığı seferde Amazon ülkesini fethetmiş ve onları daha uzaklara sürmüştür. Theseus'un, Herakles'le birlikte Amazonlara saldırmasından sonra, Attika'ya (Yunanistan) karşı saldırıya geçen Amazonlar, bu bölgeyi işgal etmelerine rağmen sonunda yenilmişlerdir. Bir eserde, Theseus'un, Amazon kraliçesini kaçırırken gösteren muzaffer ve gururlu tasviri yer almaktadır. Daha sonra Theseus, bir Amazon olan Antiope ile evlenmişti.14

Amazonlarla Yunanlılar arasındaki bir çok savaşlar sanat eserlerinde tasvir edilmiştir: M.Ö. IV. yüzyılın başlarında ata binmiş bir Amazon heykeli günümüze kadar gelebilmiştir. Amazonların at üzerinde ustaca savaşabilmelerinin, Yunanlılar üzerinde etkili olduğu düşünülebilir, zira Yunanlılar o zamanlar atı arabaya koşarak kullanmakta idiler.15

Yine çeşitli şekillerde tasvir edilen Amazonların hareketliliği ve savaşçılığı dikkat çekmektedir. Sıçrayacakmış gibi serbest ve ayakta duran, cüretkârane ve şiddetle hareket eden, heyecandan soluyan ve mekânı seyrek bir surette dolduran hücum vaziyetinde figürler bulunmaktadır.16

Dördüncü yüzyılda, Yunanlılarla Amazonların savaşını tasvir eden bazı kabartma levhalarda, vücutlarını geriye doğru çevirdikleri, sert hareketleri ve yüzlerindeki etkileyici ifadelerle, bir Yunanlıya tekme atan veya ata ters binen Amazonlar görülmektedir.17

Amazonların görünüşü Athena (Zeka Tanrıçası) ile aynı olduğuna inanılırdı. Savaşlarda kullandıkları silahlar; yay, mızrak, çift yüzlü hafif balta, kalkan ve tolga idi. Daha sonraki sanat eserlerinde, Artemis'e (Bereket Tanrıçası) benzer biçimde giyinmekte idiler.18

Şunu da eklemekte yarar vardır; bazı rivayetlere göre, daha önce Maranon olarak bilinen Amazon Irmağı'na, İspanyol kâşifi Francisco de Orellana, orada rastladığını ileri sürdüğü savaşçı kadınlara atfen ve eski çağlardan beri gelen efsane kadın savaşçıların hatırasına bu ismi vermiştir (XVI. Yüzyıl).19

Eski Çağ tarihçisi Herodot Amazonlara epeyi yer vermektedir. Ancak bu, dağınık bir şekilde kayıtlara geçen efsanelerden daha mevziî kalmaktadır. O, Amazonların hikayesini şu şekilde anlatmaktadır:

Sauromatoe'lerden rivayet olunduğuna göre, Yunanlılar, İskitlerin Oiorpata yani erkek katilleri adını verdikleri Amazonlarla dövüşmüşlerdir. Yunanlılar, Thermadon harbini kazandıktan sonra esir ettikleri Amazonlar'ın hepsini üç gemiye yükleyerek denize açılmışlar, fakat bu kadınlar gemileri ele geçirip tayfaların tamamını öldürmüşlerdir. Ancak gemi kullanmasını bilmediklerinden, akıntı ve rüzgarın etkisiyle İskitlerin ülkesinde karaya çıkmışlar ve meskûn olan bölgelere yürüyerek at sürülerine sahip olmuşlardı. Böylece bu savaşçı kadınlar İskit topraklarını yağma ve talana başlamışlardı.

İskitler, topraklarına ve meskun mahallerine saldıran bu insanların mahiyetini önceleri anlayamamışlardır. Daha sonra, çarpışmalar esnasında maktul düşen Amazonların kadın olduklarını öğrenmişlerdir. Bunun üzerine kendi aralarında aldıkları bir kararla bunlarla savaşmanın anlamsız olduğu kanaatine varmışlar ve seçtikleri gençlerden müteşekkil bir gurubu bunların takibinde görevlendirmişlerdir. İskit gençlerinin uyguladığı taktik; onlara yakın bir mekâna yaklaşarak kamp kurmak ve yaptıklarını taklit etmek oluyordu. Ancak savaş düzeni şekline gelen Amazonlarla savaşa girmemişler ve böylece savaşmak gibi bir niyetlerinin olmadığını fiili olarak gösterme fırsatı elde etmişlerdi. Zamanla karşılıklı ilgi ve ünsiyetle birbirleriyle kaynaşıp evlenmişlerdir. Amazonlar bu gençlerle yaşayarak dillerini öğrenmişlerdir.

Bu kaynaşmadan meydana gelen yeni toplum, İskitlerden ayrılarak başka bir yurt aramışlar ve eski çağ Yunan dilinde Tanais'in ötesi denilen bu günkü Azak Denizi civarında yerleşmeye karar vermişlerdir. Bu topluluğa daha sonra Saurometae denildiği anlaşılmaktadır. Bunların kadınları eski savaşçı ruhlarını koruyarak, erkeklerinin yanında veya yalnız başlarına avlanabilmekte ve savaşabilmekteydiler.20 Bu bakımdan olsa gerek, Amazonların, İskitlerin kadın savaşçıları olduğunu düşünen tarihçiler olmuştur.21 Bu topluluk İskitlerin dilini konuşmakta iseler de onlar kadar düzgün konuşamamakta idiler. Bunun sebebi, anaları olan Amazonların, İskitçeyi sonradan (kocalarından) öğrenmeleridir. Bunların adetlerine göre hiç bir kız savaşta düşman erkeği öldürmeden evlenemeyeceğinden, bazı kızlar yaşlandıkları halde kocasız kalmakta idiler.22

***

Tefessüh etmiş olan medeniyetin getirdiği akımların (modernizmin maddeciliği ön plana alması ve maneviyatı tamamen ihmal etmesi) ve hayat tarzlarının insanları bir meta, bir dekor olarak gördüğü bilinmektedir. "Modernçağ"la birlikte oluşan medeniyette kadınlar, eski ve ortaçağlardan beri gelen kadının itilmişliğine bir tepki olarak, büyük oranda eşitlik, hak hukuk perdesi altında istismar edilmekte, bir meta olarak kullanılmaktadırlar. Bu meselenin ölçüsü bir türlü bulunamamakta, insanlar, hele hele kadınlar her iki halde de bunun en büyük faturasını çekmektedirler. Kadınların, dolayısıyla toplumun sağlıklı bir şekilde hayatiyetini sürdürmesinde sıkıntıların ve engellerin oluşması; hatta, bunun insan cinsiyetini tahrip etmesi yönünde meydana gelen gidişatı gören Bediüzzaman Said Nursi, bunun yanlışlığına işaret ederken eski çağlardan beri insanların şuuraltına işlemiş olan ve erkek katili olarak vasıflandırılan Amazonlar'a, temsil babında ve konuya açıklık getirmek için işaret etmesi dikkat çekicidir.

Buna göre, kadınların, "Ahirzaman fitnesinde" kullanılacağına dair hadiste dikkat çekilmektedir. İslam'a karşı adeta top yekun savaş içinde olan "zındıka dalâleti", "nefs-i emmarenin planıyla", inançlı insanların gündemini meşgul ederek ve kadınları teşhirciliğe yönlendirerek, onları nefsinin esiri durumuna getirmektedirler.23 Nefsinin esiri durumuna gelen şahısların başkaları tarafından kullanılmaya açık hale geldiği bilinmektedir. Kadınların aslî ve insanî görevlerinin aşağılandığı, ruhsal yapılarının tahrip edildiği ve seksüel bir obje olarak afişe edildiği bir toplumun gelecek nesilleri tehlikededir. Bu durum, zamanımızda, kavimlerin amaçsız hale getirilmesi ve uzun vadede yok edilmesinin en önemli aracı olsa gerek.

Bunun yanında, gençliğin ve güzelliğin, meşru dairede ve insan fıtratına uygun olarak kıymetinin bilinmesi gerekir ki, kısa bir zamanda ve geçici zevkler için harcanmasın; ve ebedi bir güzelliğe dönüşsün. Zira dünyevî güzelliğin ve cinsel hazların belli bir yaştan sonra zevkleri kaybolup elemleri ve acıları kalarak, hem dünyada hem de ahirette azaba müstahak olur.24

Dipnotlar:

1. Fürüzan Kınal, "Eski Anadolu'da Kadının Mevkiî", Belleten, c. XX, sayı: 79, 1956,

s. 355-356.

2. Kınal, 357-358.

3. Kınal, 360-361, 364.

4. "Aphrodite", AnaBritannica, c. II, İstanbul: Ana Yayıncılık, 1993, s. 397.

5. Arza Erhat, "Amazonlar", Mitoloji Sözlüğü, İstanbul: Remzi Kitabevi, 1972, s. 39.

6. "Amazonlar", İnönü Ansiklopedisi, c. II, Milli Eğitim, 1950, s. 255; Erhat, "Amazonlar", 39.

7. Herodot, Herodot Tarihi Şerhli Tercüme, VI Kitap, George Ravlinson'dan çev. Ömer Rıza Doğrul, Kanaat Kitabevi, 1941, s. 426.

8. Erhat, "Amazonlar" 39-40; İnönü, 255-256; "Amazon", AnaBritannica, s. 75.

9. "Amazon", AnaBritannica, s. 75; İnönü, 255.

10. Herodot, 426.

11. "Myrina", AnaBritannica, c. XXIII, İstanbul, 1993, s. 280.

12. Erhat, "Amazonlar" 39-40; Hakkı Gültekin, İzmir Tarihi, İzmir: Ege Turizm Cemiyeti, 1952, s. 4, 5; İnönü, 255-256.

13. Erhat, Amazon,

s. 39.

14. "Amazon," AnaBritannica, s. 75; Andreas Rumpf, Yunan ve Roma Sanatı, Çeviren: Dr. Jale İnan, İstanbul Edebiyat Fakültesi Yayınları, 1949, s. 38.

15. Erhat, "Amazonlar" 40.

16. Rumpf, 63, 89.

17. Arif Müfit Mansel, Ege ve Yunan Tarihi, TTK. 1984, s. 428; Rumpf, 122.

18. "Amazon," AnaBritannica, s. 75; Erhat, "Amazonlar" 39-40.

19. "Amazon," AnaBritannica, s. 75.

20. Herodot, s. 426-429.

21. Şemsettin Günaltay, Tarih I, İstanbul, Maarif Matbaası , 1939, s. 45.

22. Herodot, 429.

23. Orta Doğu'da, kuşatma altında olan bir ülkenin gençlerinde meydana gelen direniş gücünü ve idealizmi kırmak, böylece nefsinin esiri durumuna getirmek için, çeşitli kanallardan porno yayını yapıldığı bilinmektedir. Bu da, bir milletin en değerli varlığı olan gençlerinin ideallerinden uzaklaştırılması için kadının ne şekilde kullanıldığına verilebilecek önemli örnektir. Ayrıca, ticari bir mal gibi, kadınların seksüel bir obje olarak ileriye sürülmesi toplum hayatını tahrip ettiği kadar, bu misyonu taşıyan kadınların da ruh dünyasını çökertmekte ve bir ömür böylece ziyan olmaktadır.

24. Said Nursi, İman Küfür Muvazeneleri, İstanbul, Yeni Asya Neşriyat. 1997, s. 181-182.

Yukarı