. Ziyaretçi

KÖPRÜ Dergisini web üzerinden www.kitapyurdu.com adresinden satın alabilirsiniz.

Kampanyamızdan yararlanarak dergimizin eski sayılarına uygun fiyata sahip olabilirsiniz tıklayın.


 KÖPRÜ / Bahar 95 
 Din ve Siyaset
 KÖPRÜ / Bahar 2010 
 Çağımızın Sorunlarına Çözüm Arayışları ve Said Nursi Modeli


Copyright © 2006
KÖPRÜ Dergisi
Her Hakkı Saklıdır

Toplumsal Hareketler ve Bir Arada Yaşama
Yaz 2014   [ 126. Sayı ]


Toplumsal Hareketler ve Bir Arada Yaşama

Editör

Farklı inanç, kültür ve etnik yapıları içinde barındıran toplumların birarada yaşama formülünü hangi ilkeler üzerine kuracağı modern dönemlerin genel problemlerinden birisidir. Küreselleşme olgusuyla birlikte küçük bir köy haline gelen dünyamız gittikçe hızlanan sosyal, siyasi ve ekonomik değişimlere cevap vermekte zorlanmaktadır. Bilhassa kültür, gelenek ve inançların sınırları aşmasıyla hızla değişen, başkalaşan çok kültürlü, farklı inanç ve etnik yapılı toplumlar kendilerini huzura ve barışa sevkedecek birarada yaşama formüllerini hayata geçirme yollarını aramakta; insanî değerlere yaslanmayan ve küresel barışa işaret etmeyen sosyo-politik değerlendirmeler ve önermeler ise kabul görmemektedir. Son yıllarda da İslam âleminde meydana gelen...

Yazının devamı Yaz 2014 sayısında...

Societal Movements and Living Together

Editorial

Determining the principles on which societies of different religions, cultures and ethnic structures will base the formula of living together is one of the general problems of the modern times. Our world which is becoming like a small village with globalization is forced to address the increasing social, political, and economic changes. Especially the changing and transforming societies with different religions, cultures and ethnic structures are in search of formulas that would provide living together. The socio-political evaluations and propositions that do not rely upon human values and do not lead to the global peace do not gain approval. The recent developments taking place in the Muslim world have speeded the pluralistic searches that...

Yazının devamı Yaz 2014 sayısında...

Bir arada Yaşamanın Gereği Olarak ‘Toplumsal Güvenlik’ Olgusu ve Bediüzzaman Said Nursî’nin Yaklaşımı

Bediuzzaman Said Nursi’s Approach to “Social Security”, the Phenomenon Required by Living Together

Ahmet Hamdi Aydın

Prof. Dr. KSÜ Öğretim Üyesi

Giriş Bu çalışmanın amacı, bir arada yaşamanın gereği olarak toplumda güvenliğin (emniyet ve asayişin, kamu düzeninin) sağlanmasının gereği ile önemi ve bu konuda Bediüzzaman Said Nursi’nin yaklaşımını, daha çok Emirdağ Lahikası isimli eserinde yer alan yazılarda belirtilen görüşler ve tartışmalar çerçevesinde ortaya koymaktır. Bu amaçla bu çalışma üç ana bölüm olarak organize edilmiştir. İlk olarak ‘Güvenlik Hizmeti, Toplum ve Devlet’ başlığı atında güvenlik ve toplumsal güvenlik kavramları, toplum ve güvenlik ihtiyacı, devlet ve güvenlik hizmeti, güvenlik ihtiyacı ve hizmetinin tarihî gelişimi ve kamu toplumsal güvenliğin sağlamanın önemi ve sonuçları ele alınacaktır. ‘Bediüzzaman ve Güvenlik’ başlıklı ikinci bölümde Bediüzzaman Said N...

Yazının devamı Yaz 2014 sayısında...

Sivil İtaatsizlik ve Müsbet Hareket

İbrahim Özdemir

Prof. Dr. İpek Üniversitesi, Öğretim Üyesi

Giriş Yaşadığımız çağdaş sorunlar çerçevesinde Said Nursî’yi anlamaya çalışırken, sorulması gereken meşru bir soru şudur: Yarım yüz yıl önce vefat etmiş bir düşünür günümüzdeki sorunlarımızı doğru teşhis etmede ve yine doğru cevaplar üretmede bize yardımcı olabilir mi? Aslında bu ve benzeri sorular sadece Said Nursi için değil, birçok büyük düşünür için de gündeme gelmiş ve sorulmuştur. Sorunun felsefî boyutu yanında sosyolojik ve özellikle de psikolojik boyutunun da olduğunu unutmadan şu şekilde de ifade edebiliriz: Çığır açıcı büyük düşünürlerin modası neden geçmez? Değişik ve farklı zaman dilimlerinde ve bağlamlarda büyük düşünürleri yeniden okumaya, anlamaya ve yorumlamaya neden ihtiyaç duyarız? Bu soru(lar) cevaplandırıldığında Sa...

Yazının devamı Yaz 2014 sayısında...

İBN HALDUN VE SAİD NURSİ’NİN YAKLAŞIMLARI TEMELİNDE Sivil Toplum ve Siyaset İlişkisinin Kuramsallaştırılmasına Doğru Bir Deneme

A Trial on Hypothesizing the Relationship between the Civil Society and Politics Based on the Approaches of Ibn Khaldun and Said Nursi

Kadir Canatan

Prof. Dr., Sabahattin Zaim Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölümü Öğretim Üyesi

Giriş Türkiye’de, geçtiğimiz günlerde ortaya çıkan ve halen tartışılan iktidar ve malum cemaat arasında yaşanan kriz, pek çok insanı şaşırtmış ve şaşırtmaya devam etmektedir. Bunun ilk elden açıklaması şudur: Hiç kimse böyle bir krizi öngörmemiş ve bu kriz, beklentilere aykırı olarak gelişmiş bir olaydır. Türkiye’nin siyasal tarihi ve şartları dikkate alınırsa, iktidar ve cemaat arasındaki dayanışma, “derin devleti” ortaya çıkarmaya ve yargılamaya yönelik süreçte gerekli ve olumlu bir ilişki olarak değerlendirilmiştir. Fakat bunun bir başka yüzü olduğu, yani “derin devlet” ortadan kaldırılırken yeni bir gücün inşa edildiği gerçeği gözden ırak tutulmuştur. Bu gerçek ortaya çıktığında ise, herkes derinden etkilenmiş ve sarsılmıştır. Bu duru...

Yazının devamı Yaz 2014 sayısında...

Medine Sözleşmesi Bağlamında Günümüzde Bir Arada Yaşama Projesi

The Project of Living Together in Today’s Conditions within the Context of Medina Agreement

Ali Bakkal

Prof. Dr. Akdeniz Ü. Öğretim Üyesi

A. Medîne Site Devleti’nin kuruluş hazırlıkları Hz. Peygamber’in Medine’ye hicreti (m.622) aynı zamanda Medine’de siyasî birliğin kurulmasının ilk adımını teşkil ediyordu. Medine’nin merkezî bir siyasî otoriteden yoksun olması ile sürüp giden şiddetli savaşlar, Resûlüllah’ın buraya gelişini kolaylaştırmıştı. Nitekim, sonraları Hz. Aişe şunları söyleyecekti: “Yevm-ü Buâs (Evs ve Hazrec arasında 120 yıl süren savaş), Allah’ın, elçisi Muhammed’e bir armağanıydı. Resûlullah geldiğinde (Medine ahalisi) gruplara bölünmüş, ileri gelenleri öldürülmüş veya yaralanmışlardı. Allah, onların İslâm’a girmesiyle elçisine lütufta bulunmuş oldu.” Evs ve Hazrec ile bu iki Arap kabilesinin müttefikleri olan Yahudi kabileleri arasındaki bitmez tükenmez savaş...

Yazının devamı Yaz 2014 sayısında...

Dinlerarası İlişkilerde Kapsayıcı Çoğulcu Yaklaşım: Bir Risale-i Nur Perspektifi

A Comprehensive and pluralistic Approach in Interreligious Relationships: A Perspective of Risale-I Nur

Mustafa Alıcı

Prof. Dr., Erzincan Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi Dinler Tarihi Anabilim Dalı Başkanı

Giriş: Dinlerarası ilişkilerde kapsayıcı yaklaşım Dinlerarası ilişkilerde üç temel yaklaşım bulunur; dışlamacı, kapsayıcı ve çoğulcu yaklaşım. Dışlamacı yaklaşım, öncelikle her hangi bir dinin dogmalarının mutlak ve eşsiz oluşuna vurgu yapar. Bu yaklaşıma göre öteki gelenekler kesinlikle kurtuluş yolları olmayıp insan icatlarıdır. Bilhassa Hıristiyan dünyasında bu yaklaşımı dinlerarası ilişkiler açısından değerlendirenlere (söz gelişi Evanjeliklere) göre; kilise dışında kurtuluş aramak gereksiz bir çabadır. Buna karşın İsa Mesih’in mutlak ve eşsiz bir hakikat getirdiğini ve mutlak kurtuluşun İsa’da olduğunu ileri süren dışlamacılar, öteki dinlerin mutlak doğruluğa sahip olma ve mutlak kurtuluş yolları olma iddialarını kabul etmez. Ancak bu...

Yazının devamı Yaz 2014 sayısında...

Birlikte Yaşama Kültürü

The Culture of Living Together

Musa K. Yılmaz

Prof. Dr. Harran Ü. İlahiyat Fak., Öğretim Üyesi

Giriş Kültür, eskilerin deyimiyle hars, bir toplumda hayatî önem taşıyan temel örfî unsurların başında gelir. Çünkü toplumlar kültürleriyle kimliklerini sürdürebilirler. Kültür için birçok tanım yapılmış olmakla birlikte, hepsinin ortak özelliklerini şöyle ifade edebiliriz: “Kültür bir milletin vicdanında yer alan değerlerin tümüdür.” Başka bir deyimle, bir insanın doğumundan ölümüne kadar öğrendiği ve inandığı değerlerin tümüne kültür diyoruz. Kültür aynı zamanda bir terbiye sanatıdır. Mesela: İnsan anne ve babasına nasıl davranmalıdır? Komşularıyla ilişkilerimiz hangi düzeyde olmalıdır? Mahremlerine ve yakın akrabalarına ne gözle bakmalıdır? Hiç tanımadığı ve bilmediği insanlarla ilişkileri ne ölçüde olmalıdır? Misafirlerini nasıl ağırl...

Yazının devamı Yaz 2014 sayısında...

Şefkat Sırrı ve Müsbet Hareket

The Secret of Compassion and Positive Action

Atilla Yargıcı

Doç. Dr. Harran Ü. İlahiyat Fak.

Giriş Kur’an-ı Kerim’de Hz. Muhammed’in (asm) ve müminlerin en önemli vasıflarından birisinin de şefkat olduğu bildirilir. Peygamberimiz (asm) kendisinde tecelli eden bu şefkat sebebiyle, hayatı boyunca müsbet hareket etmiş, menfi hareket etmemiştir. İnsanları şirkin karanlıklarından nurun aydınlığına, çeşitli dalalet yollarından İslam’ın hidayet yoluna çağırmış, bunu yaparken de incitmeden, kırmadan büyük bir şefkat, merhametle ve sevgiyle hareket etmiştir. Bu sırdan dolayı, kendisini eziyet edenlere beddua değil, dua etmeyi tercih eden peygamberimiz (asm), insanlığın inançsızlık, batıl tapınma ve ahlaksızlık bataklarından kurtulmasını birinci amaç haline getirmiştir. Kur’an’ı ve Hz. Muhammed’i kendisine en güzel örnek olarak kabul eden ...

Yazının devamı Yaz 2014 sayısında...

Bediüzzaman Said Nursî’nin Münazaratında Adalet Yaklaşımı

Approach to Justice in Bediüzzaman Said Nursi’s Münazarat ‘The Debates’

Veli Sırım

Yrd. Doç. Dr. Muş Alparslan Ü. Öğretim Üyesi

Giriş Genel anlamda “bir şeyin gerçek yerine konulması” olarak tarif edilen “adâlet” kavramı Arapça a-de-le kökünden gelir. Denk olmak, birbirine eşit olmak, doğru olmak, terazinin kefelerini eşit hale getirmek, adil olmak, insaf etmek, işte doğru olmak, eşit muâmele etmek, adâletle hükmetmek, tarafsızlık, hakkı yerine getirmek, istikamet, ifrat ile tefrit arasında olmak, işleri yerinde ve zamanında yapmak gibi maddî ve manevî anlamları bulunur. İslâm’a göre, insanlar arası bütün ilişkiler adâlet prensibi üzerinde gerçekleşmelidir. İnsanların gerek ferdî, gerekse içtimaî ve toplumlararası ilişkilerinin düzenlenmesiyle ilgili getirilen hükümler adâlet temeli üzerine kurulmuştur. Hoşgörü, fikir ve inanç hürriyeti ancak adâletin gölgesinde g...

Yazının devamı Yaz 2014 sayısında...

Münazarat’ta Kürtler, Ayrılık veya Onurlu Birliktelik

Kurds, Separation or an Honorable Union in Münazarat ‘The Debates

Levent Bilgi

Yrd.Doç.Dr. Harran Ü. Öğretim Üyesi

Giriş Bu toprakların insanları yüzyıllardır hürriyet, adalet, insan hakları ve demokrasi sorunlarıyla beraber yaşamışlardır. Bu temel problemlerin bir türlü aşılamaması ve insanca bir idari sisteme, insanca bir hayata kavuşulamaması, beraberinde sürekli başka sorunların doğmasına sebep olmuştur. Kürt sorunu, başörtüsü, Alevi ve azınlıklar meselesi, işkence, cemaatler vs. Bediüzzaman, cami kürsülerinde, meydanlarda halka, tüm bu sorunların temeli olan meşrutiyetin faziletini anlatmakla yetinmez. Meşrutiyet’e zihnen çok uzak bulduğu Doğu aşiretlerine, kendi tabiriyle “aşair-i Ekrat” a da meşrutiyeti anlatmaya çalışır. Yine kendi tabiriyle, “dağ ve sahrayı bir medrese ederek meşrutiyeti ders” verir. Bizzat ulaşamadığı insanlara ise kendi bed...

Yazının devamı Yaz 2014 sayısında...

Bir Adalet Unsuru Olarak Muhalefetin Anlamı ve Konumu

The Significance and the Position of Opposition as an Element of Justice

İ. Seyda Durgun

Dr.

1.Giriş Günümüzde muhalefet dendiğinde akla ilk gelen siyasal muhalefettir. Oysa muhalefet sadece siyasi mesaj içeren bir anlam taşımanın yanında, kişiler ya da farklı topluluklar arasındaki görüş ayrılıklarını da ifade etmektedir. Bu açıdan muhalefet kavramı bir anlam daralmasına gitmiş ve düşünce zenginliğini içeren boyuttan uzaklaşarak, daha çok siyasi mesajlar içeren bir zeminde tartışılmaya başlanmıştır. Türk Dil Kurumu’nun Büyük Türkçe Sözlük’ünde muhalefet, 1. Bir tutuma, bir görüşe, bir eyleme karşı olma durumu, aykırılık; karşı çıkma alışkanlığında olan, aykırı. 2. Karşı görüşte, tutumda olan kimseler topluluğu. 3. Demokraside iktidarın dışında olan parti ya da partiler. 4. Kabulsüzlük. Karşı durma. Uyuşmazlık. Zıt gitmek. Zıddiy...

Yazının devamı Yaz 2014 sayısında...

IX. Risale-i Nur Kongresi Deklarasyonları

9. Risale-i Nur Kongresi, “Said Nursi’ye Göre Toplumsal Hareketler ve Bir arada Yaşama” 05/06 Nisan 2014/ İstanbul Bu deklarasyonlar, Risale-i Nur Enstitüsü tarafından tertip edilen “Said Nursi’ye Göre Toplumsal Hareketler ve Bir arada Yaşama” konulu kongrede, oturumlar sırasında açıklanan ve genel kabul gören kanaatleri bildirmekte olup toplantı yöneticisi ve sekreteri tarafından oturumlar esnasında alınan notlar üzerinde çalışılarak hazırlanmıştır. 1. Masa Toplumsal Hareketler ve Müsbet Hareket Katılımcılar 1. Doç. Dr. Adem Ölmez (Oturum Bşk.) 2. Doç. Dr. Atilla Yargıcı (Sekreter) 3. Doç. Dr. Mehmet Gür 4. Doç. Dr. Abdurrahman Kılıç 5. Yrd. Doç. Dr. Cüneyt Gökçe 6. Dr. Ercüment Asil 7. Mehmet Ali Kaya 1. Toplumsal hareketler, ...

Yazının devamı Yaz 2014 sayısında...

Biz muhabbet fedaileriyiz, husumete vaktimiz yoktur

Bediüzzaman Said Nursi

Aziz kardeşlerim, Bizim vazifemiz müsbet hareket etmektir. Menfî hareket değildir. Rıza-yı İlâhîye göre sırf hizmet-i imaniyeyi yapmaktır, vazife-i İlâhiyeye karışmamaktır. Bizler âsâyişi muhafazayı netice veren müsbet iman hizmeti içinde herbir sıkıntıya karşı sabırla, şükürle mükellefiz. ……………… Asıl mesele bu zamanın cihad-ı mânevîsidir. Mânevî tahribatına karşı sed çekmektir. Bununla dahilî âsâyişe bütün kuvvetimizle yardım etmektir. Evet, mesleğimizde kuvvet var. Fakat bu kuvvet, âsâyişi muhafaza etmek içindir. (Hiçbir günahkar başkasının günahını yüklenemez. (En’am Suresi: 164.))düsturu ile-ki “Bir câni yüzünden onun kardeşi, hanedanı, çoluk-çocuğu mesul olamaz”-işte bunun içindir ki, bütün hayatımda bütün kuvvetimle âsâyişi muhaf...

Yazının devamı Yaz 2014 sayısında...

(Bediüzzaman’a Göre) İman Hakikatleri ve Fıtrat Kanunlarının Arap Dili ve Belâğatı Kâideleri ile İzahı

(According to Bediüzzaman) Explaining the Truths of Belief and the Laws of Nature with the Principles of Arabic Language and Rhetoric

A. Cüneyt Eren

Doç. Dr. Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, Tefsir Anabilim Dalı Öğretim Üyesi

I. Giriş: Arapça (‘a-l-m) fiil kökünden gelen, (ilm) kelimesi bilmek demektir. ‘Alâmet, âlem, âlim’ kelimeleri de aynı kökten türemiş kelimelerdir. Aynı kökten türemiş olmaları hasebiyle mana birliktelik ve kesişmeleri söz konusudur. Buradan hareketle örneğin Fâtiha sûresinin ilk ayetinde çoğul siğasıyla zikredilen ve âlemler anlamına gelen’âlemîn’ kelimesinin içinde bütün mana zenginliğiyle, ‘bilmeyi, bilinmeyi, alâmet olmayı’ aramak gerekir.1 Yani varlık âleminde yer alan örneğin ruhlar âlemi, eşbah âlemi, misal âlemi, berzah âlemi ve canlıdan cansızlara zerreden yıldızlara kadar her varlık Cenâb-ı Hakka ait bir alâmet ve bir delil olarak arz-ı endâm etmekte olup Allah (c.c) bu alâmetlerle okunur, bilinir. Bütün ilimler O’nu anlatır ve d...

Yazının devamı Yaz 2014 sayısında...