2893765 . Ziyaretçi


Okunma Sayısı: 4130

Bu Sayıdaki Diğer Yazılar

Metni Yazdır

KÖPRÜ E-posta listesi

KÖPRÜ Dergisini web üzerinden www.yeniasyakitap.com adresinden satın alabilirsiniz.

Kampanyamızdan yararlanarak dergimizin eski sayılarına uygun fiyata sahip olabilirsiniz tıklayın.


 KÖPRÜ / Güz 2002 
 Demokrasi Kültürüne Katkı...
 KÖPRÜ / Kış 99 
 Devlet-i Aliyye


Copyright © 2006
KÖPRÜ Dergisi
Her Hakkı Saklıdır

İbadet
Kış 2010   [ 109. Sayı ]


Yahudilik ve Hıristiyanlıkta İbadet ve Kurbanın Merkeziliği

Centrality of Worship and Sacrifice in Judaism and Christianity

İsmail TAŞPINAR

Doç. Dr., M. Ü. İlahiyat Fakültesi, Dinler Tarihi Anabilim Dalı öğretim üyesi

Giriş

Araştırmada, Yahudilik ve Hıristiyanlığın ibadetleri, bu ibadetlerin temeli olduğu varsayılan "kurban" ibadeti merkeze alınarak ele alınmaktadır. Buna göre, bu araştırmada hem Yahudilikte hem de onun tabii devamı niteliğinde olan Hıristiyanlıktaki ibadetlerin tamamının bir şekilde kurban ibadeti ile ilişkilendirilmek suretiyle anlaşılmalarının mümkün olacağı ortaya konmaya çalışılmıştır. Çalışma iki Kısım’dan oluşmaktadır. Birinci Kısmın ilk bölümünde, Yahudilikteki temel ibadet olan kurban ibadeti Eski Ahid geleneği ele alınarak gelişimi ortaya konmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde ise, günümüz Yahudilerinin kutladıkları ibadetler ve bu ibadetlerin kurban ibadeti ile olan münasebetlerine değinilmiştir. İkinci Kısım’da Hıristiyanlıktaki ibadetin Yahudi ibadetinin devamı olduğu ortaya konmuş, daha sonraki bölümlerde ise, bunun günlük ve haftalık ibadetlerdeki yansımaları incelenmiştir.

I. Yahudilikte İbadet

A. Eski Ahid’de İbadet: İsrailoğulları’nın En Eski İbadeti Olarak Kurban

Yahudi dini metinlerinde "ibadet" kavramı karşılığında "avoda" ifadesi kullanılmaktadır. Bu ifade, Tevrat’ın emirlerinin tamamı için kullanılıyor olsa da özellikle ruhun saflaştırılması ve nefsin tedip edilmesi boyutlarını da içermektedir. İsrailoğulları’nın "atalar" olarak kabul ettiği ve dini geleneklerini kendilerine dayandırdığı en önemli dini şahsiyetler şüphesiz Hz. İbrahim, Hz. İshak ve Hz. Yakub’dur. Bu durum, İsrailoğulları ve dolayısıyla Yahudilik tarihi incelemelerinde, dini ibadetlerin gelişimini izlemede önemli bir imkân da sağlamaktadır. Her ne kadar Tevrat dinin temel kitabı ve onu İsrailoğulları’na getiren Hz. Musa en önemli peygamber olarak kabul edilse de, Tanrı’nın seçkin "milleti" olan İsrailoğulları’nın tarihi onlardan da eskiye dayanmaktadır. Bu nedenle, Yahudilik tarihini esas itibariyle "ataların atası" olan Hz. İbrahim’den itibaren ele almak doğru olacaktır.

Gerçekten, İsrailoğulları tarihinde Hz. İbrahim hem inanç hem de ibadet bakımından en eski iki özelliği kendinde barındıran önemli bir "ata"dır. O, ibadeti ve teslimiyeti Yahve’ye hasretmekle İsrailoğulları tarihinde "monoteizm"in en eski temsilcisi olarak kabul edilmekle birlikte; onun ve dolayısıyla İsrailoğulları’nın en eski ibadeti, "kurban" ibadetidir.1 Yahudiliğin ibadet tarihi incelendiğinde, kurban ibadetinin merkezi bir yer işgal ettiği görülmektedir. Her ne kadar Eski Ahid’de Tanrı’ya mezbah yapan ilk şahıs olarak Nuh (a.s.) olarak zikredilse de Hz. Nuh’un ata oluşu sadece İsrailoğulları’nı değil, insanlığı ilgilendirmektedir. Nitekim Tevrat’taki bilgilerden de anlaşılacağı üzere, Nuh (a.s.) sadece İsrailoğulları’nın değil, Tufan hadisesinden sonra olması hasebiyle aynı zamanda insanlığın ikinci atası olarak kabul edilmektedir. Buna göre, Tevrat’ta esas itibariyle insanlığın en eski ibadetinin "kurban" olduğu sonucunu çıkarmak da mümkündür. Nuh’un kurban takdim etmesinin sebebi olarak Tevrat, insanlığın Tufan’a sebep olan günahı işlemiş olmalarının karşılığı olduğunu belirtmektedir. Bu konuda, Tevrat’taki ifadeler şöyledir:

"Ve Nuh Rabbe bir mezbah yaptı ve her temiz hayvandan ve her temiz kuştan aldı ve mezbah üzerinde yakılan takdimeler arz etti. Ve Rab, hoş kokuyu kokladı; Ve Rab yüreğinde dedi: Adamın yüzünden artık toğrağı tekrar lanetlemeyeceğim; çünkü adamın yüreğinin tasavvuru gençliğinden beri kötüdür; ve artık her yaşayan şeyi, ettiğim gibi, tekrar vurmayacağım."2

Nuh (a.s.) ile ilgili kıssada görülen kurban ibadeti ile "günah" arasındaki bu ilişki, Hz. Musa sonrası İsrailoğulları tarihi boyunca devam edecektir. Öyle ki, bu durum, Hıristiyanlıkta yeni bir boyut kazanarak sürdürülecektir. Bu konuya, İkinci Kısım’da değinilecektir.

Kurban ibadetinin Hz. İbrahim döneminden kalan en eski ibadet olma özelliği, İsrailoğulları’nın tarih boyunca geliştireceği ibadet şekillerinin "temel esası" da kabul edilecektir. Öyle ki, Yahudilikteki ibadetlerin tamamının kurban ibadetinin geliştirilerek değiştirilmiş ve nesilden nesile aktarılmış bir ibadet olduğu anlaşılmaktadır. Kurban ve kurbanın sunulduğu mezbah, sadece bir kurban fiilinin gerçekleştirildiği bir yer değil, aynı zamanda Tanrı ile ona kurban sunan insanın buluştuğu yer olarak kabul edilmiştir.3

Kurban ibadetinin Hz. İbrahim’in en önemli ibadeti olduğunu Eski Ahid metninden izlemek mümkündür. Hz. İbrahim’i kendi ortak ataları kabul eden Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam’da, farklı şekillerde de olsa "kurban" ibadetini Hz. İbrahim’e bağlamaları tesadüf değildir. Zira Hz. İbrahim’le birlikte kurban ibadetine İsrailoğulları tarihinde önemli bir kavram olan "vaad edilmiş topraklar" ifadesi de eklenecektir. Gerçekten, Tevrat metni incelendiğinde, Tanrı tarafından kendisine vaad edilmiş topraklara doğru gitmesi emredildikten sonra Hz. İbrahim’in göç ettiği her bölgede kurban takdim etmek için bir mezbah kurduğu şu ifadelerle nakledilmektedir:

"Ve Rab Abram’a görünüp dedi: Bu memleketi senin zürriyetine vereceğim ve kendisine görünmüş olan Rabbe orada bir mezbah yaptı. Ve oradan Beyt-el’in şarkında olan dağa hareket etti, garbında Beyt-el ve şarkında Ay olarak çadırını kurdu ve orada Rabbe bir mezbah yaptı ve Rabbin ismini çağırdı."4

Benzer bir ifade, Hz. İbrahim’in el-Halil’e (Hebron) yerleştiğinde tekrar edilmektedir:

"… Çünkü görmekte olduğun bütün memleketi sana ve ebediyen senin zürriyetine vereceğim. Ve senin zürriyetini yerin tozu gibi edeceğim; şöyle ki, bir adam yerin tozunu sayabilirse, senin zürriyetin de sayılabilir. Kalk, memleketi enine boyuna gez; çünkü onu sana vereceğim. Ve Abram çadırını kaldırdı ve gelip Hebron’da olan Mamre meşeliğine oturdu ve orada Rabbe mezbah yaptı."5

Hz. İbrahim’in yapmış olduğu son mezbah ise, Allah’ın Hz. İbrahim’i sınamak üzere Tevrat’a göre oğlu Hz. İshak’ı kurban etme girişiminde bulunacağı Moriya diyarındaki dağlardan birindedir. Oğlunu kurban etme emrini alan Hz. İbrahim, bu emri yerine getireceği zaman uşaklarına söylediği sözlerinden, onun "secde" ile yapılan bir ibadeti yerine getirdiğini de öğrenmekteyiz. Hz. İbrahim, uşaklarına "Siz burada eşekle beraber kalın ve ben çocukla beraber oraya gideceğim ve secde edip yanınıza döneriz"6 der:

"Ve Allah’ın kendisine demiş olduğu yere vardılar ve İbrahim orada bir mezbah yaptı ve odunları dizdi ve oğlu İshak’ı bağlayıp onu mezbah üzerine, odunların üstüne koydu"7

Kurban ibadeti, Hz. İbrahim’den sonra oğlu Hz. İshak ve onun oğlu Hz. Yakub tarafından çeşitli yerlerde inşa edilen mezbahlarla devam ettirilir. Mesela; Hz. İshak’ın Allah’tan ilk vahiy alışı üzerine yaptığı ilk ibadetin kurban olduğunu, ilk iş olarak mezbah yapmasından anlaşılmaktadır:

"Ve o gecede Rab ona görünüp dedi: Ben baban İbrahim’in Allah’ıyım; korkma, çünkü ben seninle beraberim ve seni mubarek kılacağım ve kulum İbrahim’in yüzünden senin zürriyetini çoğaltacağım. Ve orada bir mezbah yaptı ve Rabbin ismini çağırdı ve orada çadırını kurdu…"8

Aynı şekilde, Hz. Yakub’un, Mezopotamya’daki Paddan Aram bölgesinden Kenan diyarındaki Şekem şehrine geldiğinde yaptığı ilk iş, Hamoroğulları’ndan satın aldığı tarlaya yerleşmek ve orada kurban ibadetini yerine getirmek için bir mezbah yapmaktır:

"Ve çadırını kurduğu tarla parçasını Şekem’in babası Hamoroğulları’nın elinden yüz parça gümüşe satın aldı. Ve orada bir mezbah kurup onun adını El-Elohe-İsrail9 koydu."10

Yakub’un daha sonra çeşitli vesilelerle kurban sunma ibadetini yerine getirmek için mezbahlar kurduğu yine Eski Ahid’de çeşitli vesilelerle zikredilir.11 Kurban sunma ibadetinin İsrailoğulları’nın temel ibadeti olması, Hz. Musa döneminde de devam etmiştir. Mesela, Hz. Musa’nın Refidim mevkiine Amalek’le yaptığı savaştan sonra bir mezbah yapar:

"Ve Musa bir mezbah yaparak adını Yehova-nissi12 koydu."13

Aynı şekilde, Hz. Musa Allah’dan Tevrat’ın emirlerini aldıktan sonra, yaptığı ilk iş bir mezbah kurmak olacaktır:

"Ve Musa, Rabbin bütün sözlerini yazdı ve sabahleyin erken kalkıp dağın eteğinde bir mezbah, ve İsrail’in on iki sıptına göre on iki sütun kurdu."14

Değişik merkezlerde kurulan mezbahlardan da anlaşılacağı üzere, Hz. Musa öncesi ve Hz. Musa döneminde kurban ibadetinin çeşitli yerlerde icra edildiği sonucu çıkarılmaktadır.15 Çöl hayatı süren İsrailoğulları, kurban ve duadan ibaret olan ibadetlerini Musa döneminde iki levhaya yazılmış olan On Emir’in içinde saklandığı "Ahid Sandığı"nın (Aron ha-Brit) da yer aldığı Toplanma Çadırı (Mişkan, Ohel Mo’ed) etrafında bir araya gelerek kurbanlarını takdim etmekte ve dualarını yapmakta idiler. Kurban ibadetinin Toplanma Çadırı’nda yapılan toplu ibadetin merkezinde yer aldığı, Toplanma Çadırı’nda icra edilecek ibadetin nasıl olacağına dair emirlerin yer aldığı özellikle Tevrat’taki Levililer ve Sayılar kitaplarından anlaşılmaktadır. Bu dönemde de kurban, ibadetin esasını teşkil etmekteydi.

Hz. Süleyman döneminde (M.Ö. 950) Tanrı’nın emriyle, Hz. İbrahim’in oğlu İshak’ı kurban etmek istediği yer olarak kabul edilen Moriya Tepesi’ne inşa edilen Mabed (Bet ha-Mikdaş), Toplanma Çadırı’nın taşıdığı özelliklerin bina haline dönüşmesinden ibarettir. Ahid Sandığı’nın da içine konulduğu Kudsü’l-Akdes (Kutsalların Kutsalı) denilen yer, Mabed’in merkezinde yer almakta ve sadece Başkahin’in girebileceği ve Tanrı’nın hazır bulunduğu yer olduğuna inanılan hususi bir oda idi.16 Süleyman Mabedi, zamanla Yahudi dini ibadetinin merkezi haline gelmiş ve "kurban ibadetinin ancak burada takdim edilebileceği" düşüncesi hakim olmaya başlamış olmakla birlikte, diğer mezbahlarda da takdime sunumuna devam edilmiştir.17

Ancak, kurban ibadetinin merkezileştirilmesi, yani kurban sunulan diğer mezbahların iptal edilerek bu ibadetin Süleyman Mabedi’ne bağlı bir ibadet haline getirilmesi Hz. Musa’dan çok sonraki bir dönemde, Hz. Davud’un kurmuş olduğu devletin ikiye bölünmesinden sonra gerçekleşen bir gelişme olduğu yine Yahudi kutsal kitabı olan Eski Ahid’deki ifadelerden anlaşılmaktadır. Güney’deki Yahuda Krallığı’nın başına geçen Kral Yoşiya (M.Ö. 622) zamanında gerçekleşen bu reformla birlikte, Kudüs dışındaki mezbahlar yıkılmıştır.18

Yahudiliğin ibadet tarihindeki büyük değişim, Mabed’in yıkılması ile vuku bulmuştur. Zira Mabed’in yıkılması demek, kurban ibadetinin yerine getirilememesi anlamına gelmekteydi. Bu ise, Yahudiliğin Hz. Nuh’dan itibaren varlığına inandığı ve Hz. İbrahim’e kadar dayandırdığı yegâne ibadetinin gerçekleştirilemeyeceği anlamına gelmekteydi. Yahudilerin bundan sonra ibadet merkezleri Süleyman Mabedi’nin yerini alacak olan sinagoglar, kurban ibadetinin yerini alacak olan ise, Tevrat’ın okunması olacaktır. Buna göre, Süleyman Mabedi’nde düzenli olarak din adamları olan kohenler tarafından yerine getirilen günlük, haftalık ve yıllık kurbanlar; günlük, haftalık ve yıllık Tevrat okumaları şekline dönüşecektir. Böylece, kurban ibadeti şeklen değişikliğe uğrayacaktır. Ancak, şekil itibariyle değişikliğe uğrayan kurban ibadeti, Tevrat tilavetleri ve dualarıyla devam ettirilecektir. Bu nedenle, Yahudiliğin ibadetlerinden bahsederken bu tarihî gelişimin göz önünde bulundurulması önemlidir.

B. Günümüzde Yahudilikte İbadetler

Yahudilikte mükellef olma yaşı kızlarda 12, erkeklerde ise 13 yaşından gün alınca başlar. Bu şarta sahip olanlardan kızlara bat-mitzva, erkeklere ise bar-mitzva denir. Bu durum, genellikle sinagoglarda aileler tarafından düzenlenen özel bir törenle kutlanır. Sinagoglarda cemaatle ibadet icra edilebilmesi için en az 10 bar-mitzva sahibi erkeğin (minyan) hazır bulunması gerekmektedir. Bu anlamda, cemaatin teşekkülünde kadınların rolü yoktur. İbadet esnasında, erkekler başlarına küçük bir takke olan kippa takarlar. Kadınlar ise, başlarını örterler. İbadetler, Kudüs’e doğru dönülerek yapılır ve buna "doğu" veya "güneşin doğduğu yer" anlamında mizrah adı verilir. İbadet dili olarak genellikle İbranice kullanılır; ancak, yaşadıkları ülkenin dilinden başka dil bilmeyenler, o ülkenin diliyle ibadetlerini yerine getirirler. İbadetlerin cemaatle yapılması şartı yoktur; dileyen evde tek başına ibadetini yapabilir.

Yahudilikte, ibadetler günlük ve haftalık olarak iki kısma ayrılır.

1. Günlük İbadetler

Yahudiler, sabah (şaharit), öğleden sonra (minha) ve akşam (maariv) olmak üzere günde üç defa ibadet ederler. İbadetin günde üç defa olması, Mabed’deki günlük kurban takdiminin üç defa olması nedeniyledir. Daha önce de belirtildiği üzere ibadet, dua ve Tevrat okumaktan ibarettir. Siddur adı verilen dua kitaplarının kullanılması Miladi 9. yy.’dan itibarendir.

İbadetler esnasında okunan en önemli iki dua vardır. Bunlardan biri Şema diğeri Amida’dır. Allah’ın birliğini ve O’nu sevmenin gerekliliğini dile getiren Şema duası, sabah ve akşam ibadetlerinde cemaatle birlikte okunur. Şema duası, Tevrat’ın Sayılar (15/37-41) ve Tesniye (6/4-9) kitaplarında yer almaktadır. Sabah ibadetlerinde, erkekler tallit adlı bir atkı ile ve tefillin denen alnın ortasında küçük bir kutu ile ona bağlı ve sol kolun etrafını saran bir kayış takarlar. Tallit atkısını başından itibaren sırt, omuz ve kollarını örtecek şekilde örterler.19

Amida duası ise, adından da anlaşılacağı üzere, "ayakta" okunan bir duadır. Amida duası; onsekiz kutsamayı, ataların yaptıklarını, Mabed’in yeniden inşasını, Allah’a şükrü ve İsrailoğulları için barışı içermektedir.

Bu iki önemli duanın yanında, günlük Kaddiş ve Alenu adını taşıyan başka dualar da okunur. Sadece on kişiden müteşekkil cemaat olan minyan ile birlikte okunan Kaddiş duası, Tanrı’nın krallığındaki evrensel barışı dile getirir. Günlük ibadetlerin son duası olan Alenu duası ise, Tanrı’nın dünya üzerindeki hakimiyetini dile getirmektedir.20

2. Haftalık İbadet: Şabat

Cumartesi anlamına gelen Şabat ibadeti, Cumartesi günü yapılır. Yaratılışın yedinci günü olan son gününde Tanrı’nın dinlenmesinin anısına Cumartesi günü herhangi bir iş yapmak yasaktır. O günü ibadetle geçirmek yani sinagoga gidip Tevrat okuyarak ve dua ederek geçirmek gerekmektedir. Şabat, evde evin hanımı tarafından hazırlıklar yapılarak, sinagogda ise ilahiler okunarak karşılanır. Daha sonra, Kidduş adlı dua bir fincan "şarap" üzerine okunur. Bunu, bazı dualar yapıldıktan sonra "ekmeğin" paylaşılması takip eder. Burada, ekmek ve şarapla sembolize edilen ayin, Mabed’de sunulan kurban takdimesinin temsili olarak icrasıdır. Nitekim bu ayin, daha sonraları Hıristiyanlıkta Pazar günleri yapılacak olan ve "ekmek-şarap" ayini ibadetinin kökenini teşkil edecektir.21

Şabat günü, toplu halde üç öğün yemek yemek ve sinagoglarda Tevrat’tan pasajlar okumak; Mabed’de sunulan günlük üç kurban takdimesini temsil etmektedir.

4. Oruç İbadeti

Nefsin alçaltılmasının bir ifadesi olarak ve Tanrı ile bozulan ilişkilerin düzeltilmesinin yollarından biri olarak kabul edilen oruç, Kutsal Kitap’ta sadece Yom Kippur yani Keffaret Günü tutulması emredilmiştir. Yom Kippur orucu, Hz. Musa’nın Sina dağından ikinci defa üzerinde Allah’ın emirlerinin yazılı olduğu tabletleri getirmesi ve İsrailoğulları’nı affetmesi anısına kutlanmaktadır. Yom Kippur orucu, gün batımı ile başlar ve bir sonraki gün batımı ile sona eren bir oruçtur. Bu oruç gününde, yalnızca yemek ve içmek yasaktır.

Bunun yanında, "küçük oruçlar" olarak isimlendirilen ve genellikle İsrailoğulları tarihindeki önemli olayların ve felaketlerin anısına tutulan oruçlar vardır. Bu oruçların en önemlileri, Mabed’in iki defa yıkılması anısına tutulan oruçlardır. Birinci oruç, Mabed’in ilk defa Babil hükümdarı Nabukednezar tarafından M.Ö. 6. yy.’da yıkılışı anısına tutulur. Diğeri ise, Romalı komutan Titus zamanında M.S. 70 yılında Mabed’in yıkılması anısına tutulur. Her iki önemli orucun, Mabed’in yıkılışı anısına kutlanmasının asıl önemi; Mabed’in yıkılışı, dolayısıyla kurban ibadetinin icra edilişinin kesintiye uğramasıdır.

Bu oruçlar gündüz saatlerinde tutulur. Küçük oruçlarda, yemek ve içmek yanında, yıkanmak, yağlanmak, ayakkabı giymek ve cinsel ilişkide bulunmak da yasaktır.

5. Hac İbadeti

Tanrı’ya doğru yapılan kutsal bir yolculuk olarak kabul edilen hac ibadeti, yılda üç defa Mabed’in ziyaret edilmesi ve her üç ziyarette de kan akıtılarak gerçekleştirilen kurbanın takdim edilmesi şeklinde gerçekleştirilmekte idi. Ancak, Mabed yıkıldıktan sonra bu ibadet yerine getirilememiştir.

II. Hıristiyanlıkta İbadet

Yahudiliğin bir devamı niteliğinde ortaya çıkan Hıristiyanlık, Eski Ahid’i kendi kutsal kitabı olarak kabul etmesi nedeniyle İsrailoğulları’nın dini ibadet geleneğini benimsemiş, fakat bu ibadetleri yeniden yorumlamak suretiyle şekil itibariyle yeni bir kisvede devam ettirmiştir. Gerçekten, Hz. İsa’nın Matta İncilinde nakledilen "Ben şeraiti ve peygamberleri iptale değil, bilakis itmama geldim"22 sözleri dikkate alındığında, Hıristiyanlık başlangıçtan itibaren Eski Ahid geleneği ile olan bağlantısını teyid etmiştir. Bu durumda, Yahudiliğin temel ibadeti olan "kurban" ibadeti de şüphesiz Hıristiyanlıkta yine merkezi bir ibadet olmaya devam edecektir. Ancak, kurban ibadeti, yeni bir anlam kazanacak ve bütün bir Eski Ahid geleneği yeniden "Hz. İsa" merkez alınmak suretiyle yeniden anlamlandırılacaktır.

Her ne kadar İncillerde verilen bilgilere göre Hz. İsa, kurban ibadetine açıkça karşı çıkmamış olsa dahi, önemli olan şeriatın kurallarının harfiyen yerine getirilmesi değildir; onun ruhunun ve ahlaki boyutunun önemli olduğuna dair çeşitli vesilelerle söylediği sözler vardır.23 Hatta şeriatın emirlerini hafife aldığı yönünde kendisine yöneltilen eleştirilere karşılık olarak, Eski Ahit’teki Hoşea kitabından alıntı yaparak, Allah’ın "Ben sizden dindarlık istiyorum, kurban değil!" sözünü aktardığı belirtilmektedir.24 Ancak bu açıklamalar kurban ibadetinin Hıristiyanlıkta nasıl bir şekil aldığını yeterince izah etmemektedir. Bunun için, Hıristiyan ilahiyatının Pavlus sonrası alacağı yeni şekli, yani merkeze Tanrı’nın yerine "İsa Mesih"in konuşacağı paradigma değişimini anlamak gerekecektir.

Hıristiyanlıktaki kurban ibadetinin yeniden formülasyonunun Yahudilikteki kurban ibadetinin geçirdiği dönemle aynı zamanlara denk gelmesi ilginçtir. Gerçekten, Hz. İsa hayatta iken henüz Mabed Romalılar tarafından yıkılmadığı için, Mabed’de sunulan kurbanlar devam etmekte idi. Ancak Hz. İsa’dan kısa bir zaman sonra Mabed’in yıkılmasıyla, daha önce de işaret edildiği üzere, Yahudilikte kurban ibadetinin yerini "Tevrat"ın okunması alacaktır. Bu durumda, Yahudilikte kurbanın yerini nasıl Tanrı’nın sözü olan Tevrat aldıysa; erken dönem Hıristiyanlıkta da "Tanrı’nın Kelamı" (Logos) olarak kabul edilen "İsa Mesih" alacaktır. Buna göre, Tanrı’ya takdim edilen kurban, bir hayvan değil, bizzat İsa Mesih’in kendisidir. Mabed’de kutlanan günlük, haftalık ibadetlerin ve sunulan kurbanların yerini, İsa Mesih’in etini ve kanını temsil eden "ekmek-şarap" ayini alacaktır. Hatta öyle ki, Roger Arnaldez’in de dediği gibi Hıristiyanlık, bütün bir Eski Ahid tarihini ve İsrailoğulları tarihini İsa Mesih’e hazırlık ve ona işaret eden uygulamalar olarak yorumlayacak ve kabul edecektir.25

Bu yüzden, söz konusu anlayışı merkeze alan Hıristiyanlığın bütün ibadetlerinin İsa Mesih’in kurban edilişi etrafında şekillendiğini söylemek doğru bir tespit olacaktır.

a. Günlük ibadetler

Hıristiyan kiliselerinin birçoğunda günlük ibadetler düzenlenir. Bu ibadetler kiliselere göre değişse de Yahudi geleneğinde olduğu gibi sabah, öğlen ve akşam olmak üzere üç vakittir.26 Bu ibadetlerin tamamında, İsa Mesih’in kurban edilişi anısı yeniden hatırlanır ve bunu hatırlatacak Kitab-ı Mukaddes’ten pasajlar, ilahiler okunur ve dualar edilir.

b. Pazar ayini ya da ekmek-şarap ayini

Hıristiyan inancının ve ibadetinin temel taşını teşkil eden ve "Şükretmek" anlamına gelen "Evharistiya" olarak da bilinen Pazar ayini, Hz. İsa’nın ölmeden önce havarileri ile paylaştığına inanılan son akşam yemeğinin anısına yapılmaktadır. Hıristiyan inancına göre bu yemek esnasında Hz. İsa, havarilere kendi vücudu ve kendi kanı olarak ekmek ve şarap vermiştir. Hıristiyan ilahiyatçı Thomas Michel’in de belirttiği üzere, nasıl ki, Tanrı ile İsrailoğulları arasında aktedilen ahid Sina dağında kurbanların kanlarının takdimi ile gerçekleşti ise, Hıristiyanlar da söz konusu ahdin İsa’nın kanı ile çarmıhta "kurban edilmesi" ile birlikte yeniden pekiştiğine inanmaktadırlar. Söz konusu ibadetin iki temel unsuru vardır. Bunlardan biri kutsal kitaptan -ki özellikle, İsa Mesih’in insanlığın günahlarına kefaret için kurban edilişini hatırlatacak- pasajların okunması ve birlikte yemeğin yenmesidir. Komünyon yemeği de denen ve ekmek ile şarabın paylaşılmasından oluşan bu kısımda, kurban edilen İsa Mesih’in eti ve kanının yenmesi ve içilmesi sonucunda İsa Mesih’in bedeni ile birleşildiğine (komünyon) inanılır.27

Bibliyografya:

Ali Erbaş, Hıristiyanlık, İstanbul 2004.

Fuat Aydın, Yahudilik, İstanbul 2004.

Kitab-ı Mukaddes, İstanbul 1988.

Pierre Norma, Dictionnaire Encyclopédique de la Bible, Paris 2002.

Roger Arnaldez, Trois Messagers Pour Un Seul Dieu, Paris 1991.

Şinasi Gündüz, Hıristiyanlık, İstanbul 2006.

Thomas Michel, Hıristiyan Tanrıbilimine Giriş, İstanbul 1992.

Yahudilikte Kavram ve Değerler, İstanbul 2000.

Öz

Araştırmada, Yahudilik ve Hıristiyanlığın ibadetleri, bu ibadetlerin temeli olduğu varsayılan "kurban" ibadeti merkeze alınarak ele alınmaktadır. Buna göre, bu araştırmada hem Yahudilikte hem de onun tabii devamı niteliğinde olan Hıristiyanlıktaki ibadetlerin tamamının bir şekilde kurban ibadeti ile ilişkilendirilmek suretiyle anlaşılmalarının mümkün olacağı ortaya konmaya çalışılmıştır. Çalışma iki Kısım’dan oluşmaktadır. Birinci Kısmın ilk bölümünde, Yahudilikteki temel ibadet olan kurban ibadeti Eski Ahid geleneği ele alınarak gelişimi ortaya konmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde ise, günümüz Yahudilerinin kutladıkları ibadetler ve bu ibadetlerin kurban ibadeti ile olan münasebetlerine değinilmiştir. İkinci Kısım’da Hıristiyanlıktaki ibadetin Yahudi ibadetinin devamı olduğu ortaya konmuş, daha sonraki bölümlerde ise, bunun günlük ve haftalık ibadetlerdeki yansımaları incelenmiştir.

Anahtar Kelimeler: Yahudilik, Hıristiyanlık, ibadet, kurban, mezbah, hac, oruç

Abstract

In the research, worships in Judaism and Christianity, and particularly the worship of ‘sacrifice’ as assumed to be the base of these worships are considered. Accordingly, in this research, it was attempted to reveal the fact that it is possible to understand all worships in Judaism and Christianity, as the natural continuation thereof by associating those with the worship of sacrifice. The text consists of tow sections. In the first part of the first section, worship of sacrifice, which is the basic worship in Christianity was considered, and its development was attempted to be revealed by considering the Old Testament tradition. And in the second part thereof, worships performed by today’s Jews and relationships between those and the worship of sacrifice were considered. In the second section it was revealed that the worship in Christianity is the continuation of Jewish worship, and in the following parts reflections thereof on daily and weekly worships were examined.

Keywords: Judaism, Christianity, worship, sacrifice, mezbah, hadj, fast

Dipnotlar

1-Tekvin, 8/20.

2- Tekvin, 8/20-21.

3- Pierre Norma, ‘Autel’ mad., Dictionnaire Encyclopédique de la Bible, Paris 2002, s. 49.

4- Tekvin, 12/7-8.

5- Tekvin, 13/15-18.

6- Tekvin, 22/5.

7- Tekvin, 22/9.

8- Tekvin, 26/23-25.

9- "Allah, İsrail’in Allah’ı".

10- Tekvin, 33/19-20.

11- Mesela bkz.: Tekvin, 35/1: ‘Ve Allah Yakub’a dedi: Kalk, Beyt-el’e çık, ve orada otur; ve kardeşin Esav’ın yüzün kaçtığın zaman sana görünen Allah’a orada bir mezbah yap.’ Aynı metnin devamında, hz. Yakub’un yapmış olduğu mezbaha "Beyt-el" yani "Allah’ın Evi" adını vermiş olması da dikkat çekicidir. Zira, Müslümanların namaz ibadetlerini kendisine yönelerek ifa ettikleri ve kurban ibadeti ile birlikte hac ibadetini de yerine getirdikleri yer olan Kabe’nin diğer bir adı da "Beytullah"dır ve o da "Allah"ın Evi’ anlamına gelmektedir. Hz. Yakub’un inşa ettiği mezbah ve ismi ile ilgili bkz.: Tekvin, 35/3, 7.

12- "Yehova bayrağımdır".

13- Çıkış, 17/15.

14- Çıkış, 24/4.

15- Mesela, Hz. Musa’dan sonra Yeşu, Ebal dağında İsrailoğulları için bir mezbah yapar. Bkz.: Yeşu, 8/30-31. Toplanma Çadırı etrafında ibadetin yapılmasına yönelik ifadeler Hz. Musa dönemi ile ilgili olarak Eski Ahid’de yer almış olsa dahi; Tevrat’taki bu ifadelerin Hz. Musa sonrasına ait metinler olduğu, Tevrat’a sonradan ilave edildikleri Kitab-ı Mukaddes araştırmacıları tarafından belirtilmektedir.

16- Mabedin oluşumu ile ilgili detaylı bilgi için bkz.: Fuat Aydın, Yahudilik, İstanbul 2004, s. 111-112.

17- Mabed’in inşasından sonra diğer mezbahlarda kurban takdim etme ibadetinin devam ettiğine dair Eski Ahid’deki bilgiler için bkz.:I. Krallar, 7, 8/5, 12/28-29, 13/2; II. Krallar, 12/5-17, 14/4; II. Tarihler, 5/6, 7/4-8, 13/10-11, 29/21-35; Amos, 5/5.

18- II. Krallar, 22-23; II. Tarihler, 34/3-13.

19- Yahudilik’te Kavram ve Değerler, İstanbul 2001, s. 267, 273.

20- Yahudilik’teki günlük ibadetlerle ilgili geniş bilgi için bkz.:

21- Haftalık ibadet ile ilgili ayrıca bkz.: Abdurrahman Küçük–Günay Tümer–Mehmet Alparslan Küçük, Dinler Tarihi, Ankara 2009, s. 319-321; Fuat Aydın, Yahudilik, İstanbul 2004, s. 114-115.

22- Matta, 5/17-18.

23- Matta, 5/21-22; 12/1-5.

24- Hoşea, 6/6; Matta, 12/7.

25- Roger Arnaldez, Trois Messagers Pour Un Seul Dieu, Paris 1991, s. 16-17.

26- Şinasi Gündüz, Hıristiyanlık, İstanbul 2006, s. 150-151.

27- Thomas Michel, Hıristiyan Tanrıbilimine Giriş, İstanbul 1992, s. 94.

Yukarı