2893765 . Ziyaretçi


Okunma Sayısı: 31561

Bu Sayıdaki Diğer Yazılar

Metni Yazdır

KÖPRÜ Dergisini web üzerinden www.yeniasyakitap.com adresinden satın alabilirsiniz.

Kampanyamızdan yararlanarak dergimizin eski sayılarına uygun fiyata sahip olabilirsiniz tıklayın.


 KÖPRÜ / Yaz 98 
 İslamî Hizmet Metodları
 KÖPRÜ / Bahar 94 
 Bediüzzaman’ın Görüşleri Işığında Doğu ve Güneydoğu Hadiselerinin Gerçek Reçetesi


Copyright © 2006
KÖPRÜ Dergisi
Her Hakkı Saklıdır

Genetik Bilimi Nereye Gidiyor?
Yaz 2003   [ 83. Sayı ]


Genetik Kavramlar Sözlüğü ve Genetik Çalışmaların Kronolojik Tarihi

Hazırlayan: Gökçe Ok

Genetik Kavramlar Sözlüğü

Adaptasyon: Canlının yaşama ve üreme şansını artıran çevreye uyumunu sağlayan ve kalıtsal olan özellikleri.

Adenin: Adenintimin protein çiftinin bir azotlu bir bileşeni.

Alel: Bir karakter üzerinde aynı yada farklı yönde etkili olan iki veya daha fazla genden herbiri.

Aminoasit (aa): Proteinlerin yapı taşıdır. Bir aminoasit, amino grubu (NH2) ile bir karboksil grubu (COOH) taşıyan bileşiklerdir. Çok sayıda aminoasit peptid bağları ile bağlanarak proteinleri oluşturur. 20 ayrı türü vardır. Vücudumuzdaki proteinlerin hangi aminoasitlerden oluşacağını genlerimiz belirler.

Antikodon: tRNA'daki üçlü baz dizilişi.

BAC (bakteriyel yapay kromozom): DNA parçacıklarını kopyalamakta kullanılan ve bir cins bakteride bulunan bir madde.

Biyoteknoloji: Özellikle DNA ve hücreyle ilgili konularda kullanılan biyolojik tekniklere verilen ad.

Cenin: Gelişmenin erken dönemindeki embriyoya verilen ad.

Crossing-over: Eşey ana hücrelerinde gerçekleşen mayoz bölünmenin profaz-I safhasında oluşan tetratların kromatitleri arasındaki parça değişimi.

CDNA: Tamamlayıcı DNA. Haberci RNA şablonundan sentezlenerek elde edilen DNA şeklinde de tanımlanabilir.

Deoksiribonukleik asit (DNA): Canlılardaki yönetici molekül. Genetik bilgileri içeren ve hücre çekirdeğinde yer alan ikili sarmal molekül.

Deoksiribonukleotid: DNA'nın yapıtaşı olan molekül.

Deoksiriboz: C5H10O4 bileşiminde olan ve DNA'nın yapı birimlerinden biri olan şeker. Genel adı pentoz olan monosakkarit.

Dihibrit: İki karakter bakımından melez olan bireylere verilen ad.

Dominant: Baskın gen.

Döllenme: Yumurta ve spermin birleşmesi.

Domain: Bir protein içerisinde bulunan ve kendine ait bir fonksiyona sahip bölüm. Tek bir protein içindeki domain bölümleri, hep birlikte proteinin total fonksiyonunu belirler.

Enzim: Hücre içinde üretilen ve bütün hayat olatlarını başlatan, hızlandıran, protein yapısındaki katalizör proteinlere verilen ad. Biyokimyasal tepkimelerin gerçekleşme sürecini hızlandırır, ancak sürecin oluş biçimini etkilemezler.

Eşeyli üreme: Farklı iki eşey hücresinin birleşmesiyle bir canlı oluşması.

Eşeysiz üreme: Bir canlının özelleşmiş üreme hücrelerini meydana getirmeden tıpatıp atasına benzer canlıların oluşmasını sağlayan üreme şeklidir.

Elektroforesis: DNA parçacıkları ya da proteinler gibi iri molekülleri, benzeri moleküllerle bir arada bulunduğu karışımlarından ayrıştırmakta kullanılan bir yöntem.

Fiziksel harita: DNA'daki kalıtıma bağlı olmayan, yani her DNA'da bulunan tanımlanabilir nirengi noktalarını gösteren tablo. İnsan genleri için en ayrıntısız fiziksel harita 23 kromozomun eklemlenmelerini gösterir. En ayrıntılısıysa kromozomlardaki nükleotid dizilerini gösterir.

Fosfodiester bağı: DNA'daki fosfat ile şeker arasındaki bağ.

Gamet: Erkek ve dişi üreme hücresine verilen ad.

Gen: DNA molekülünün ortalama 1500 nükleotitten oluşmuş canlının kalıtsal özelliklerinden herhangi birini taşıyan parçası. Kalıtımın temel fiziksel ve işlevsel birimi. Her gen, protein veya RNA molekülü gibi özel bir işlev taşıyan kromozomların belli bir noktasındaki nükleotid dizilerinden oluşur.

Gen Ailesi: Benzer ürünler veren ve birbiriyle yakından ilintili genlerin meydana getirdiği grup.

Gen Haritalaması: Bir DNA molekülündeki genlerin göreceli konumlarının belirlenmesi. Bu haritalamada hangi genin bir diğerine göre molekülün neresinde yar aldığı ve aralarında neler bulunduğu belirlenir.

Gen Tedavisi: Kalıtsal bozukluğun düzeltilmesi için sağlıklı DNA'nın, hastalıklı hücrelere doğrudan zerk edilmesi.

Genetik Kod: mRNA boyunca üçlü gruplar halinde bulunan ve protein sentezleme sırasında üretilen aminoasit dizilerinin düzenini belirleyen nükleotid dizileri.

Genetik: Belirli kalıtsal özelliklerin örüntüsünü inceleyen bilim dalı.

Genom: Her bir canlının kromozomlarında yer alan kalıtsal malzeme.

Genom Projesi: İnsanın ya da başka canlıların genomlarının tamamının ya da bir kısmının haritasını ve diziliş biçimlerini saptamayı hedeflemeye yönelik araştırmalar.

Haploid: Olgun bir üreme hücresinde bulunan kromozom sayısı, vücut hücrelerinin sahip olduğu kromozom sayısının yarısına sahiptir. Kromozom sayısının yarıya inmesi sonucu oluşan "n" sayıda kromozom taşıyan hücrelere haploid hücre denir.

Heterosis: (melez gücü) Melezlerin atalarına göre kazandıkları üstünlük.

Hibrit: Melez

Hibridizasyon (Melezleme): Birbirini bütünleyen iki DNA zincirinin bir araya gelerek ikili sarmal biçimindeki molekülü oluşturması.

Homolog kromozom: Biri anneden, diğeri babadan gelen aynı gen çiftine sahip kromozomlar.

Islah: Bitki yada hayvanlarda türün iyileştirilmesi işlemi.

Klon: Genetik olarak birbirinin aynı olan canlılar.

Kodon: Özel bir aminoasiti şifreleyen üç nükleotitten oluşan mRNA üzerindeki birim.

Kromotin iplik: Dinlenme halindeki ökaryot hücrenin çekirdeğinde bulunan kromozomların karmaşık hali.

Kromozom: Prokaryot ve ökaryot hücrelerde üzerlerinde genleri taşıyan DNA ve nükleoproteinden oluşmuş yapı. Hücrenin kendi kendini eksiksiz olarak kopyalanmasına yarayan tüm bilgileri içeren ve hücre çekirdeğinde yer alan DNA molekülleri.

Kilobase: 1000 nükleotidlik DNA parçalarını esas alan ölçü birimi.

Klon Bankası (Genom arşivi): Bir canlının tüm genomunu temsil eden DNA parçacıklarının klonları.

Lokus: Kromozomların üzerlerinde genlerin bulunduğu özel yerler.

Melez: Herhangi bir karakter yönünden farklı iki arı dölün çaprazlanması sonucu oluşan heterozigot döl.

Metabolizma: Canlı organizmanın hücreleri içinde meydana gelen ve enzimlerle kontrol edilen olayların hepsi. Metabolizma ile enerji üretimi ve madde yapımı gerçekleştirilir. ATP üretimi ve protein sentezi iki önemli metabolik reaksiyondur.

Modifikasyon: Çevre etkileriyle canlıların fenotiplerinde meydana gelen değişiklikler. Monohibrit: Tek karakter bakımından melez.

Mutaston: Canlılarda çevre şartlarıyla meydana gelen ve kalıtsal olan DNA dizisinde ortaya çıkan ve kalıtımla aktarılabilen değişiklik.

Nükleoprotein: proteinlerin nükleik asitlerle kurduğu moleküler birlik.

Nükleotid: Nukleik asitlerin (DNA, RNA) yapı birimleri.

Nukleus (Çekirdek): Hücredeki genetik malzemeyi barındıran kısım.

Onkogen: Bazı türleri kanserle de ilişkili olan bir gen. Onkogenlerin çoğu doğrudan ya da dolaylı olarak hücrelerin büyüme hızını etkiler.

Partenogenez: Yumurtanın döllenme olmaksızın gelişerek yeni canlı meydana getirmesi.

Plazmid: Bakteri sitoplazmalarında bulunan ve kromozom gibi davranan DNA'lar.

Polipeptid: Protein molekülünün yapısında bulunan aminoasit zincirlerinin bir parçası.

Protein: Yapısında karbon, hidrojen, oksijen ve azot gibi elementleri bulunduran temel moleküllerdir. Aminoasitlerin peptid bağlarıyla birleşmesinden oluşur. Belli bir sırada dizilmiş bir veya birkaç aminoasit zincirinden oluşan büyük moleküller. Bu dizilişi genetik kodlamadaki nükleotidler belirler. Proteinler vücudumuzdaki hücrelerin, dokuların ve organların oluşması, işlevlerini görebilmesi ve bunu uyum içinde yapmaları için gereklidir. Her proteinin kendine özgü bir işlevi vardır. Sözgelimi hormonlar ve enzimler adlarını duyduğumuz protein türlerinden ikisidir.

Rekombinant DNA: Farklı biyolojik kaynaklardan elde edilen DNA moleküllerinin birleşmesinden oluşan yapı. Hücre sıvısında ve çekirdeğinde bulunan kimyasal bir maddedir. Protein sentezlemesi başta olmak üzere hücre içi kimyasal faaliyetlerde çok önemli bir rolü vardır. Yapısı DNA'ya benzer. Ama her biri farklı işlevlere sahip birkaç cinsi vardır.

Rekombinasyon: Mevcut genlerin yeni genotipleri oluşturacak şekilde bir araya gelmesi.

Replikasyon: DNA'nın kendini eşlemesi.

Resesif gen: Etkisini fenotipte gösteremeyen ve çekinik olan gen.

Restriksiyon enzimi: DNA'yı parçalamaya, kesmeye yarayan enzimler.

Ribozomal RNA: Hücre ribozomlarında bulunan bir çeşit RNA.

Ribozom: Hücrede protein sentezinin yapıldığı yerlerdir. Özel ribozomal RNA'larla proteinler içerir.

Sentromer: Kromozomlarda kardeş kromotidleri bir arada tutan kısım.

Tetrat: Mayoz bölünme sırasında homolog kromozomların birbirlerine sarılarak oluşturdukları dört kromotitli yapı.

Transgenik canlı: Rekombinant DNA teknolojisiyle yabancı bir genin yerleştirildiği canlı.

Transkripsiyon (yazılma): DNA ipliklerinin birinden genetik bilgilerin yeni sentezlenen mRNA'ya aktarımı.

Translasyon: (okuma) mRNA'nın sentezlendikten sonra sitoplazmadaki ribozoma bağlanıp aminoasitleri tRNA'lar yardımıyla sıraya koyması.

Telomere: Kromozomun bitiş kısmı. Bu özel yapı, doğrusal DNA moleküllerinin kendi kendini üretmesi ve dengeli yapısını koruması işlerine yarar.

Transkripsiyon: Bir DNA parçasından kopyalanan RNA sentezi.

Varyasyon: Bir türün bireylerindeki aynı karakterin farklı şekilleri, değişiklik, çeşitlilik.

Zigot: Döllenmiş yumurta hücresi.

Genetik Biliminin Kronolojik Tarihi

- M.Ö. 8000-10.000; Hayvanların evcilleştirilmesi ve üretilmesi

- M.Ö. 5000; Bazı bitkilerin kültür formu olarak üretilmesi

- M.Ö. 500-400; Hipokrat'ın gametle ilgili tanımlamaları

- Müslüman İlim Öncüleri'nin Botanik, Zooloji, Ziraat alanındaki yoğun çalışmaları

- 1450'lili yıllar; Akşemseddin Hazretlerinin hücreyi tanımlaması

- 1590; Sprenger, mutasyon varlığının bilinmesi

- 1717; Thomas Fairchild, yapay tozlaşmalarla kısır melezin elde edilmesi

- 1760; Carolus Linnaeus, yapay tozlaşmalarla verimli melez eldesi

- 1760; Josef Gottlieb Kölreuter, bitkilerde modern melezlemenin kurucusu

- 1831; Robert Brown, hücre çekirdeğinin tesbiti

- 1840; Hofmeister, kromozomların keşfi

- 1866; Gregor Johann Mendel, ilk genetik çaprazlama ve istatistik çalışmaları

- 1872; Fredrich Mischer, nükleik asitlerin izole edilmesi

- 1881; Zacharias, kromatinin yapısı

- 1882; Strasburger, kromozomun yapısı

- 1884; Carl Naegeli, kalıtımın germ hücrelerince taşındığının bulunması

- 1900; Mendel Kanunları'nın bilim adamlarınca sistematikleştirilmesi

- 1905; William Bateson, Genetik biliminin kurulması

- 1908; Hardy ve Weinberg, Populasyon genetiği çalışmaları

- 1909; Johannsen, gen teriminin kullanılması

- 1910; Morgan, Drosophila'da genetik çalışmalar

- 1913; Alfred Sturtevant, ilk kromozom haritası

- 1927; Müller ve Stadler, Radyasyon genetiği

- 1928; F. Griffith, ilk genetik transformasyon

- 1929; Müller ve Painter, dev kromozomların keşfi

- 1941; Beadle ve Tatum, Bir Gen-Bir Enzim hipotezi

- 1953; Watson ve Crick, DNA Molekül Modeli

- 1957; Conrat ve Singer, RNA keşfi

- 1970; John Gurdon, ilk fare klonu

- 1972; Paul Berg, ilk rekombinant DNA eldesi

- 1975; Edward Southern, gen klonlama tekniklerinin geliştirilmesi

- 1989; Francis Collin ve arkadaşları, hastalık genlerinin klonlanması

- 1990; İnsan Genom Projesi'nin başlaması

- 1997; Ian Wilmut ve arkadaşları, koyun Dolly'nin kopyalanması

- 2001; İnsan Genom Projesi'nin açıklanması

Yukarı