Tüketicilerin Helal Gıda Tercihi Üzerine Bir Araştırma

A Research On Halal Food Preferences Of Consumers

İbrahim ŞENGÜN, Doç. Dr. Öğr. Üyesi, Dicle Üniversitesi İİBF İşletme Bölümü

Assoc. Dr., Lecturer, Dicle University FEAS Department of Business Administration

Özet

Küreselleşen dünyanın doğurduğu rekabet koşulları, işletmeleri minimum maliyetle daha fazla üretim gerçekleştirip en yüksek kârı elde etme hedefi ile karşı karşıya bırakmıştır. Daha fazla kazanç sağlama talebi birçok hassasiyeti alıp götürdüğü gibi dinî hassasiyetleri de ciddi oranda zedelemiştir. Bu zedelenmenin etkisini göstermeye başlaması ile artık dindar kitleler %99’u Müslüman olan bir ülkede alınan gıda ürünlerinin helal olup olmadığını sorgulamaya başlamıştır. Bu çalışmada helal gıdaların tercih edilme eğilimleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Öncelikle İslam’da Helal-Haram kriterlerinin neye göre belirlendiği başlıklar halinde izah edilmiştir. Ardından da Risale-i Nur’daki helal-haram kavramlarına değinilmiş olup nihayetinde Dicle Üniversitesi öğrencilerine yönelik helal gıda satın alma eğilimleri belirlemeye ilişkin yapılan anket çalışmasının bulgularına yer verilmiştir.

Anahtar Kelimeler: Helal, Helal Gıda, Haram, Satın Alma Eğilimleri, Dicle Üniversitesi Öğrencileri

Abstract

The competitive conditions created by the globalizing world have confronted enterprises with the goal of achieving the highest profit by producing more with minimum cost. The demand for more profit has taken away many sensitivities and as it is also seriously damaged religious sensitivities. With the effect of this damage, religious masses have started to question whether the food products purchased in a country where 99% are Muslim are halal. In this study, the trends regarding the preference of halal foods were tried to be determined. First of all, it is explained under the headings according to which Halal-Haram criteria are determined in Islam. Afterwards, the concepts of halal and haram (forbidden by religion) in Risale-i Nur were mentioned, and finally, the findings of the survey study conducted to determine halal food purchasing tendencies for Dicle University students were included.

Key Words: Halal, Halal Food, Haram, Purchasing Tendencies, Dicle University Students

Giriş

Beslenme insanın temel fizyolojik ihtiyaçlarından ve hayati öneme haiz olduğundan birçok bilim dalı bu konu üzerine eğilmiştir. Bilim dallarının yanında semavi dinlerin de mensuplarına beslenme konusunda çeşitli telkinleri olmuştur. İslam dinine bakan boyutu ile beslenme sadece insan bedenini ve ruh sağlığını ilgilendiren bir konu olmayıp, sosyal düzen ve insan haklarını dahi kapsayan bir konudur. Kur’an indirilmeden önce insanların çok farklı beslenme alışkanlıklarının olduğu bilinmektedir. Mesela putperestler putlara adanmış olan hayvanları yemiyor, “bazı hayvanları erkekler, bazılarını kadınlar yiyebilir” diye sınıflandırıyorlardı.

Helal gıda ile beslenmek insanın bireysel ve toplumsal sağlığı için fayda oluşturmakla beraber dinî açıdan da önemli bir gereklilik olarak görülmektedir. Çünkü beslenme insanın fiziki yapısı kadar şahsiyetini, dinî hayatını ve ibadetini de etkilemektedir. Kuran da iyi ve temiz yiyeceği helal; kötü ve pis olanı ise haram kılmıştır. İslam dininde helal ve haramı kesinlikle Allah belirler. Fakat Hz. Muhammed’in (asm) vefatından sonra da besinlerin helal veya haram olmasıyla ilgi tartışmalar ortaya çıkmıştır. Bu sebeple İslam Hukukçuları bazı kriterler geliştirmiştir. Buna bir örnek verilecek olursa sarhoş edici ve uyuşturucu özelliğini taşıyan maddelerin yenilip içilmesi İslam’ın yasakları arasında yer alır.

İslam’da Helal ve Haramı Belirleme Kriterleri

İslam dinine göre helal ve haramı belirleme kriterleri istihale kriteri, nass kriteri, taabbudîlik kriteri, fayda ve zarar kriteri, temiz ve pis olma kriteri, boğazlama kriteri, beslenme şekli kriteri, örf ve telakki kriteri, israf-kamu yararı kriteri olarak sınıflandırılmaktadır.

İstihale Kriteri: Aslında necis olduğu bilinen madde eski özelliğini tamamen yitirecek şekilde yapısal değişikliğe uğrarsa artık ismi de değişeceği için hükmü de değişip helal olmaktadır. Şarabın sirkeye dönüşmesi buna örnek olarak verilebilir. Ancak necis olan bir sütün yoğurda dönüşmesi sadece vasıf değişikliği olduğundan o gıdayı helal hale getirmez (Okur, 2009).

Nass Kriteri: “Nass”tan kastedilen mana ilgili âyet ve hadislerdir. Kur’an ve Sünnet esasen helal ve haramı belirleme yetkisinin Allah’a ait olduğunu ifade etmektedir. Kur’an’da bu konudaki ayetler aşağıda sıralanmıştır:

“Allah, size ancak leş, kan, domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı. Ama kim mecbur olur da, istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın yemek zorunda kalırsa, ona günah yoktur. Şüphesiz, Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Bakara, 173) “Leş, kan, domuz eti, Allah’tan başkası adına boğazlanan, (henüz canı çıkmamış iken) kestikleriniz hariç; boğulmuş, darbe sonucu ölmüş, yüksekten düşerek ölmüş, boynuzlanarak ölmüş ve yırtıcı hayvan tarafından parçalanmış hayvanlar ile dikili taşlar üzerinde boğazlanan hayvanlar, bir de fal oklarıyla kısmet aramanız size haram kılındı. İşte bütün bunlar fısk (Allah’a itaatten kopmak)tır. Bugün kâfirler dininizden (onu yok etmekten) ümitlerini kestiler. Artık onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim. Size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’ı seçtim. Kim şiddetli açlık durumunda zorda kalır, günaha meyletmeksizin (haram etlerden) yerse, şüphesiz ki Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir”(Maide, 5/3).

“De ki: Bana vahyolunan Kur’an’da bir kimsenin yiyecekleri arasında leş, akıtılmış kan, domuz eti -ki o şüphesiz necistir- ya da Allah’tan başkası adına kesilmiş bir (murdar) hayvandan başka, haram kılınmış bir şey bulamıyorum. Fakat istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın kim bunlardan yemek zorunda kalırsa yiyebilir. Şüphesiz Rabbin çok bağışlayandır, çok merhametlidir” (En’am 6/145).

“Allah, size ancak leş, kan, domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı. Ama kim mecbur olur da istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın yemek zorunda kalırsa, şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir” (Nahl 16/115).

Bu ayetler ile birlikte Hz. Peygamber’e (asm) yağ, peynir ve yaban eşeğinin helalliği hususunda soru yöneltildiğinde şöyle buyurmuştur: “Helal, Allah’ın kitabında helal kıldıklarıdır. Haram da Allah’ın kitabında haram kıldıklarıdır. Hakkında bir açıklama yapmadıkları ise serbest bıraktığı (mubah olan) şeylerdir” (Tirmizî, “Libâs”, 6; İbn Mâce, “Et’ime”, 60).

Taabbudîlik Kriteri: Kur’ân’da yer alan mevcut bazı haramların gerekçesini anlamayı esas tutan bir kriterdir. Aslında temiz ve helal olan bazı yiyeceklerin Kur’ân’da haram kılınması taabbud konusuyla açıklanabilir. Zira bu yiyecekler belli toplumlara onları cezalandırmak amaçlı haram kılınmıştır (Nisâ, 4/160-161; En’âm, 6/146). Mesela, zalim olmaları, insanları Allah yolundan saptırmaları, kendilerine yasak olduğu halde fâiz konusunda hassas olmayışları ve haksız yere insanların mal ve mülküne göz dikmeleri sebebiyle önceden helal kılınan temiz ve hoş şeyler Yahudilere haram kılınmıştır.

Fayda-Zarar Kriteri: İnsan hayatı kutsal görüldüğünden tehlikeye atılmaması, İslam’ın temel prensipleri arasında yer almaktadır. Bu bakımdan helal ve haram gıdaların belirlenmesinde temel alınacak konulardan biri de fayda-zarar kriteridir. Keza, beslenmenin temel amacı, insanın akıl, beden ve ruh sağlığını koruyup sağlıklı yaşamasını sağlamaktır. Allah’ın yenilip içilmesini helal kıldığı bütün maddeler faydalı, haram kıldıkları ise zararlıdır (Kaya, 2000).

Temiz ve Pis Olma Kriteri: İnsanın hoşlandığı, faydalı olan ve temiz gıdalar genel olarak helal, insanların hoşlanmadığı ve temiz olmayan gıdalar ise genel itibarıyla haram kabul edilmiştir. (Bilmen, 446)

Boğazlama kriteri: İslam’ın hayvansal gıdalar noktasında helallik meselesini gündemde tuttuğu konulardan biri de usulüne uygun olarak boğazlamadır. Çünkü bu usule göre boğazlanmayan hayvanlar “leş” kavramı ile tanımlanmakta ve dolayısıyla haram sayılmaktadır. Burada hayvan kesilirken besmelenin çekilmesi, boğazlama tarzı ve boğazlayan kişinin Müslüman oluşu önemlidir (Kahraman, 2012).

Beslenme Şekli Kriteri: İslam hukukçuları hayvansal gıdaların helalliği için hayvanın beslenme şeklini de önemsemişlerdir. Kan, hayvan dışkısı gibi dinen necis sayılan unsurların bulunduğu ve “celâle” diye kavramsallaştırılan hayvanların etinin hükmü tartışılagelmiştir. Bu tartışmanın bir ucunda Malikiler diğer ucunda ise Hanbeliler bulunmaktadır. Malikiler bu şekildeki hayvanların yenilmesinde herhangi bir beis görmezken, Hanbeliler bu tarzdan hayvanların haram olduğu inancındadırlar. Burada hayvanın belli bir süre hapsedilerek temiz gıdalarla beslenmesinin keraheti ortadan kaldıracağı konusunda genel bir kabul vardır. (Okur, 2009)

Örf ve Telakki Kriteri: Gıda maddeleriyle ilgili helal ve haramın belirlenmesinde Kur’ân ve sünnette bahsi geçen ilkelerin yanı sıra, fıkıh alimlerinin özel bazı bilgi ve deneyimlerinin, bölgesel örf ve telakkilerin de etkisi vardır (TDV İlmihal, 32). Tamamen helal olan gıdalarla insanın içine sinmeyen, rahatlıkla tüketemeyeceği yiyecekler hazırlanmış olabilir. Bir millete göre bu yiyecek çekici ve iştah açıcı iken başka millete göre iğrenç bulunabilir (Kahraman, 2012).

İsraf-Kamu Yararı Kriteri: İhtiyaç fazlası tüketim “israf” ve ihtiyaç olmayan yönde tüketim de “tebzîr” olarak adlandırılıp haram kılınmıştır. Böylece hem beden ve ruh sağlığını hem de toplumun dengesini gözeten bir dizi tavsiyede bulunulmuştur (TDV İlmihal, 33). Kamu otoritesi tarafından yapılan avlanma vb. yasaklamalar, bir şeyin dinen haram olması şeklinde değildir. Bunlar kamu yararının sağlanması ve israfın önlenmesi adına yapılan yasaklamalardır (Kahraman, 2012).

  1. Risale-i Nur’da Helal Kavramı

Bediüzzaman “helâl dairesi geniştir, keyfe kâfi gelir. Harama girmeye hiç lüzum yoktur.” (Sözler, 29) ifadesiyle helal dairesinin genişliğini nazara vermiştir. Sınırlar bu kadar geniş olmasına rağmen harama müptela olması insanın iradesizliği ve iman zaafiyeti ile ilişkilendirilebilir.

Bediüzzaman Harama girme konusunu ise zaruri durumlara bağlıyor:

“Üçüncüsü:

 

kaidesi, yani ‘Zaruret, haramı helâl derecesine getirir.’ İşte şu kaide ise, küllî değil. Zaruret eğer haram yoluyla olmamış ise, haramı helâl etmeye sebebiyet verir. Yoksa sû’-i ihtiyarıyla, gayr-ı meşru sebeplerle zaruret olmuş ise, haramı helâl edemez, ruhsatlı ahkâmlara medar olamaz, özür teşkil edemez. Meselâ: Bir adam sû’-i ihtiyarıyla, haram bir tarzda kendini sarhoş etse; tasarrufatı, ulema-i Şeriatça aleyhinde caridir, mazur sayılmaz” (Sözler, 2013).

Bu ölçüye göre Üstad Hazretleri zaruretlerin haramı mubah kılması meselesini önemli bir şarta bağlıyor. Buna göre zaruretin haram yoluyla meydana gelmemesi gerektiğini söylüyor. Ama medeniyet-i hazıranın görenek belası vasıtası ile dikte ettiği hacat-ı gayr-ı zaruriyenin hacat-ı zaruriye gibi algılanması nedeniyle “Bedavette bir adam dört şeye muhtaç iken, medeniyet yüz şeye muhtaç, fakir etmiştir. Sa’y-i helâl, masrafa etmemiştir kifayet” (Sözler, 2013). Bu da harama tevessül sonucunu doğurmuştur.

Bediüzzaman harama giren insanın karşılaşacağı sonucu da şu şekilde özetlemiştir: “İnsanın nefsi, yemek içmek hususunda keyfemayeşa hareket ettikçe, hem şahsın maddî hayatına tıbben zarar verdiği gibi; hem helâl-haram demeyip rast gelen şeye saldırmak, âdeta manevî hayatını da zehirler. Daha kalbe ve ruha itaat etmek, o nefse güç gelir. Serkeşane dizginini eline alır. Daha insan ona binemez, o insana biner.”(Mektubat, 403).

Harama giren insanın manevi hayatı da zehirlenecek ve bu sebeple kalp, ruh ve diğer azalar nasihat dinlemez bir hal alacaklardır. Şu an bozulan manevi hayatın bir sebebi de bu olsa gerektir.

Buna ilaveten Üstad Hazretleri günümüzde bizi bekleyen daha tehlikeli bir noktaya dikkat çekmiştir: “Ve ehl-i ibadet ve salahat dahi, ekser insanların aç kaldığı bu zamanda ve çok karışmış ve haram ve helâl fark edilmeyecek bir tarza gelmiş ve şüpheli mal hükmünde ve manen müşterek olan erzak-ı umumiyeden helâl olmak için mikdar-ı zaruret derecesine kanaat ediyorum diye, bu mecburî belaya bir riyazet-i şer’iye nazarıyla bakmaktır.” (Kastamonu Lahikası, 2013). Kizb ve sıdk’ın arasındaki makasın günümüzde daraldığına dikkat çeken Bediüzzaman, buna benzer bir analizi burada da yapmış ve haram-helal arasındaki makasın da daraldığını ve şüpheli mallara ancak kesin zaruret olması halinde el uzatılabileceğini ifade etmektedir. Zira bireyler, genellikle zarureti genel bir ruhsat olarak görüp haram lezzetleri tatmada kendine bir kılıf uydurma yoluna gidebilmektedir. Dolayısıyla günümüz Müslümanlarının en çok dikkat etmesi gereken husus bu olsa gerektir. Çünkü şeffaflık ortadan kalktığında problem tezayüd edecektir.

Harama olan bakışın net olmamasını Üstadın görüşlerine göre şu şekilde sıralamak mümkündür:

-Hırs

-Zorunlu olmayan ihtiyaçların zorunluymuş gibi algılanması

-Helal ve haram arasındaki farkın kapatılmaya çalışılması

-Kör hissiyat

-Dünyevileşme vs..

  1. Tüketicilerin Helal Ürün Tercih Etme Eğilimlerinin Belirlenmesine Yönelik Araştırma

Ülkemizde inanç bakımından çoğunluk Müslümanlardan oluşmaktadır. Diyarbakır göreceli olarak muhafazakâr bir şehir sayılabilir. Özellikle Eğil’deki peygamber kabirleri, Fetih esnasında şehit olan 27 sahabenin kabrinin bu şehirde oluşu ve beşinci Harem-i şerif olarak adlandırılan Ulu Cami’nin de bu şehirde yer alıyor olması inanç noktasındaki hassasiyetin tarihî arka planını ortaya koymaktadır. Bu araştırmada helal gıda hassasiyetinin ne ölçüde kanıksandığını ortaya koymak amaçlanmıştır. Bu sayede inancın ne ölçüde yaşantıya aksettiği konusunda kısmi de olsa bir kanaate ulaşılacaktır.

3.1. Araştırma Yöntemi

Yapılan araştırma saha çalışması niteliğinde uygulanmış olup bu bölümde araştırma sahasının seçilmesi, anket formların hazırlanması, anketlere verilen cevapların değerlendirilmesi ile ilgili bilgi verilecektir.

3.2. Araştırmanın Evreni ve Örnekleme

Bu araştırmanın evreni Diyarbakır Dicle Üniversitesi’dir. Bu üniversitenin dört ayrı fakültesinde toplam 400 öğrenciye bu anket soruları yöneltilmiştir.

3.3. Veri Toplama Yöntemi ve Araçlar

Araştırmamızın veri toplama yöntemi anket uygulaması olarak belirlenmiştir. Anketimiz iki kısımdan oluşmuştur; birinci kısım kişisel bilgilerden oluşmuş olup ikinci kısım anket sorularının olduğu bölümdür. Bu sorularda helal gıdaya ulaşılabilirliğin kolaylık derecesi, bu gıdalarda ile ilgili genel bilgiler gibi birçok konuya değinilmiştir. Çalışmada Kurtoğlu ve Çiçek (2013)’in kullandıkları ölçekten faydalanılmıştır.

3.4. Bulgular

3.4.1. Demografik Bulgular

Bu bölümde katılımcıların cinsiyeti, medeni durumu, yaşı, gelir durumu ve okuduğu fakülte ve okuduğu bölüm belirtilmiştir.

Tablo 1. Genel Demografik Yapıyı Gösteren Tablo

    Frekans Yüzde
Cinsiyet Bay 219 48,7
Bayan 231 51,3
Yaş 18-24 179 39.8
25-31 183 40.7
32-38 53 11.8
39-45 25 5.5
46 ve üzeri 10 2.2
Medeni Durum Evli 159 35,3
Bekâr 291 64,7
Yaşadığı Bölge Köy 82 18,2
Kasaba 152 33,8
Şehir 216 48,07
Şehirde Kaldığı Süre 5 Yıl ve Daha Az 129 28,7
5-15 Yıl Arası 110 24,4
15-25 Yıl Arası 84 18,7
25-35 Yıl Arası 22 4,9
35 ve Üzeri 10 2,2
Doğduğumdan Beri 95 21,1
Ev Sahibi Olma Durumu Evet 327 72,7
Hayır 123 27,3
Otomobil Sahibi Olma Durumu Evet 241 53,6
Hayır 209 46,4
Mezuniyet Durumu İlköğretim 49 10,9
Lise 216 48,0
Yüksekokul 90 20,0
Üniversite 78 17,3
Yüksek lisans/Doktora 17 3,8
Gelir 1400-2000 106 23,6
2001-2600 111 24,7
2601-3200 99 22,0
3201-3800 48 10,7
3801-4400 44 9,8
4401 ve Üzeri 42 9,3

 

 

  Frekans Yüzde
Cinsiyet Bayan 226 56,5
Bay 174 43,5
Yaş 18-22 203 50,8
23-27 174 43,5
28-32 18 4,7
33 ve üzeri 5 1,0
Medeni Durum Evli 44 11,0
Bekâr 356 89,0
Sınıf 1 62 15,5
2 87 21,8
3 96 24,0
4 130 32,5
5 25 6,3
Öğrenim Görülen Fakülte İ.İ.B.F 100 25,0
İlahiyat 99 24,8
Veterinerlik 100 25,0
Ziraat Fak 101 25,2

 

3.4.2. Katılımcıların Helal Algısını Ölçmeye Yönelik Frekans Bulguları

Yapılan araştırmada frekans analizi ve ortalama değerler noktasında şu sonuçlara ulaşılmıştır:

Helal ürünlerin herhangi bir platformdan yapılan reklamı yakından takip edilmemektedir.

Helal ürünlerin takibinde reklamlardan ziyade komşu ve akrabalardan takip daha fazla olmaktadır.

Helal ürünlerin takibini din adamlarının tavsiyesine göre yapan oldukça az kişi görünmektedir.

Helal ürünleri semt pazarından veya köylü pazarından tercih etme oranı, bakkaldan tercih etme oranına göre daha yüksek görülmektedir. Bu da bakkallarda satılan ürünlerin helalliğine olan inancın daha zayıf olduğunu göstermektedir. Ayrıca maliyetlerin nispeten yüksek olması nedeniyle bakkallarda satılan ürünlerin daha yüksek fiyatlı olduğu söylenebilir.

Helal ürünlerin kaliteli olduğuna inananların sayısı inanmayanlardan fazladır.

Helal ürünlerin damak tadına uygun olduğuna inananlar, damak tadına uygun olmadığına inananlardan fazladır.

Organik ürünlerin aynı zamanda helal olduğuna inananlar inanmayanlardan bir miktar daha fazladır.

Ambalajlı ürünlerin katkı maddelerinden ötürü helalliği konusunda şüphelenenler bu konuda şüphe duymayanlardan daha fazladır.

Tüm ürünlerin helal sertifikalı olduğuna inananlar ile bu inanca sahip olmayanlar oransal olarak aynı seviyelerdedir. Bu da henüz farkındalığın yeterince oluşmadığını gözler önüne sermektedir.

Helal ürünlere garanti belgesi zorunluluğunun getirilmesine inananlar oldukça fazladır. Bu sonuç da tüketicilerin bu ürünlere güven duyma isteklerini ortaya koymaktadır.

Helal ürünlerin mutlaka helal ürün sertifikası alması gerektiğini düşünenlerin oranı oldukça fazladır.

Helal sertifikası olan ürünlerin, helal sertifikası olmayanlara göre genellikle daha pahalı olduğunu düşünenler ucuz olduğunu düşünenlerden daha fazladır. Bu doğru bir bilgi olduğu için ankete katılanların helal ürünler hakkında kısmen bilgisinin olduğunu ortaya koymaktadır.

Helal yiyecek-içecek satın alırken fiyat konusunu önemseyenlerin daha az olduğu görülmektedir. Bu da helal ürün tercih eden kişilerin daha fazla para ödemeye razı oldukları sonucunu ortaya koymaktadır.

Helal ürünlerin yanında bir hediyesi varsa veya indirimdeyse satın almayı tercih edenler oldukça azdır. Böyle bir beklentinin olmaması tüketicilerin helal üründen beklenen “çekirdek (temel) fayda”ya odaklandıkları sonucunu ortaya koymaktadır. Dolayısıyla sadece helal olması bu anlamda önemlidir; fiyatının düşük olması, indirimde olması veya yanında hediye ile sunulması önemli değildir.

Katılımcıların yarıdan fazlası helal ürünlerin sadece Müslümanlar için olmadığını düşünmektedir. Dolayısıyla helal ürünler sadece inanç ile ilgili bir konu değildir. Bu sonuç ile çevreye, sağlığa olan faydaları da düşünüldüğünde tüm insanlığı ilgilendiren faydalarının olduğu yönünde bir yargıya ulaşmamızı sağlamaktadır. Bir sonraki soruya göre Helal ürünlerin üretildiği ortamların temiz olduğuna inananların da çoğunlukta olduğu sonucu bu sonuç ile örtüşmektedir.

Son olarak katılımcıların yarıdan fazlası helal ürünlere ulaşmanın oldukça zor olduğuna inanmaktadır. Bu da bu ürünlerin yaygın bir dağıtım ağına sahip olmadığının ifadesidir.

Fakat e-ticaret sayesinde erişimin kolaylaştığı söylenebilir.

3.4.3. Katılımcıların Helal Algısını Ölçmeye Yönelik Betimleyici Bulgular

Helal gıdayı tercih ederken kurumsal bir satın alma yerini kızlar erkeklere göre; üst sınıflar alt sınıflara göre daha çok önemsemektedir.

İkinci sınıf öğrencileri birinci sınıftakilere göre; “Helal gıda kurumsal satın alma yeri”ne daha fazla önem vermektedir.

Üçüncü sınıftakiler birinci sınıftakilere göre “Helal gıda kurumsal satın alma yeri”ne daha fazla önem vermektedir. Dolayısıyla üst sınıflara gittikçe bu noktada bir bilinçlenmenin başladığı ifade edilebilir.

Bekârlar evlilere göre helal gıda sertifikasına daha az önem vermektedir. Evlilikle birlikte şuurlanmanın arttığı bilinmektedir. Yapılan araştırmalar evlilerin daha bilinçli tüketici olduğu gerçeğini ortaya koymaktadır. Helal gıda tercihi de bilinçli olmanın bir sonucu olduğuna göre evlilik bu bilincin gelişmesine katkı sağlamaktadır.

İlahiyat öğrencileri diğer bölüm öğrencilerine göre helal gıdaların göreceli olarak daha kaliteli olduklarına inanmaktadır.

Sonuç

Dünyevileşme hastalığı ahirzaman Müslümanının en önemli problemlerinden biridir. Bediüzzaman Said Nursî bu hastalığa sıkça vurgu yapmaktadır. “Onlar dünya hayatını ahirete seve seve tercih ederler” (İbrahim Suresi, 3) ayeti Risalelerde sıkça tekrarlanmaktadır. Bu durum Bediüzzaman’ın ifadesiyle “medeniyet-i hazıra” olarak adlandırılan medeniyetin empoze ettiklerinin Müslümanlarca müspet karşılanması neticesinde imtihan halini almıştır.

Helal-haram dengesini tutturamama, dünya-ahiret dengesini sağlayamama ile ilgili bir konudur. Bilhassa bu hassasiyetin alınan gıda ürünlerinde gösterilmediği gözlemlenebilmektedir. Keza, diğer keskin konularda daha hassas olan toplumumuz yediklerini sorgulama yoluna pek de gitmemektedir. Gözlemlenen bu problemi ana hatları ile ortaya koyup bir durum değerlendirmesi yapma anlamında bu çalışmada gençlerin helal gıda tercih etme eğilimleri belirlenmeye çalışılmıştır. Bu kapsamda helal gıdalar ile ilgili farklı ve çarpıcı bir takım bulgulara ulaşılmıştır. Klasik anlamda en önemli tutundurma araçlarından biri olan reklam konusunun helal gıda tercihinde çok da etkili olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca helal gıda tercih edenlerin satış promosyon araçlarına da önem vermedikleri ve özellikle aldıkları ürünlerin sadece helal olması ile ilgilendikleri tespit edilmiştir. Referans gruplarının helal gıda konusundaki teşvikleri ürünü tercih edenler üzerinde etkili role sahiptir. Bu noktada din adamlarının helal gıda tercihi noktasındaki tavsiyelerine çok da fazla kulak verilmediği tespit edilmiştir. Bu da din adamlarına olan güvenin sorgulanmasını gerekli kılmaktadır. Helal gıdaların kaliteli, organik, damak tadına uygun olduğuna inananların aksini düşünenlere göre sayıca fazla olmaları bu konuda belli bir şuurun olduğunu ortaya koyması bakımından önemlidir. Ancak, bunun yaşantı ile desteklenmesi konusu hakkında bu çalışmada kesin bir bulgu yoktur. Helal ürünlerin mutlaka helal ürün sertifikası alması gerektiğini düşünenlerin oranının oldukça fazla olması sertifikasyon işlemlerine olan güveni göstermektedir. Helal ürün tercih eden kişilerin fiyat hassasiyetlerinin yüksek olmadığı, bu ürünleri tercih ederken daha fazla para ödemeye razı oldukları tespit edilmiştir. Helal gıdanın aynı zamanda çevreci ve sağlıklı gıdalar olduğu yönünde algılar tespit edilmiştir. Helal gıda tercihinin evlilerde bekârlara göre; üst sınıflarda alt sınıflara göre daha fazla olması, şuur arttıkça helal hassasiyetinin arttığını gösteren bir sonuçtur. Dolayısıyla ‘kemal’ noktasına doğru ilerleyen insanın helal hassasiyetinin de olması gerektiği gibi arttığı görülmektedir. İlahiyat fakültesi öğrencilerinin diğer öğrencilere göre bu konuda hassas olmaları da beklenen bir sonuçtur.

Bu çalışmada elde edilen bulgular sadece Dicle Üniversitesi öğrencilerini kapsamakta olup ileride daha farklı örneklemler ile çalışma farklı boyutlar kazanabilir.

 

 

Kaynakça

Bilmen, Ömer Nasuhi, Büyük İslam İlmihali, İstanbul.

İlmihal, TDV, İstanbul 1999.

Kahraman, A. (2012). Gıda ürünlerinde helâl ve haramı belirleme yöntemi. Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 16(1), 453-475.

Kaya Remzi (2000), Kur’ân-ı Kerim ve Kitab-ı Mukaddes’te Helal ve Haram Gıdalar, İstanbul

Kurtoğlu, R., & Çiçek, B. (2013). Tüketicilerin helal ürünler hakkındaki algılama, tutum ve beklentilerini tespit etmeye yönelik bir araştırma. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, 8(3), 181-205.

Nursî, Said (2013) Kastamonu Lahikası, Yeni Asya Neşriyat.

Nursî, Said (2013) Mektubat, Yeni Asya Neşriyat.

Nursî, Said (2013) Sözler, Yeni Asya Neşriyat.

Okur, K. (2009) Hamdi, “İslam Hukuku Açısından Helal ve Haram Olan Gıdalar ve Bazı Güncel Meseleler”, VI. İslam Hukuku Anabilim Dalı Koordinasyon Toplantısı ve İslam Fıkhı Açısından Helal Gıda Sempozyumu, Bursa

Tirmizî, “Libâs”, 6; İbn Mâce, “Et’ime”, 60.