Osmanlı hanedanı ile birlikte tarih sahnesine çıkan ve bir buçuk
asırlık bir zaman içinde, en yüksek ilmiye makamını ve vezir-i azamlık
mertebesini ellerinde tutan bir Türk ailesinin ilk temsilcisi olan Kara Halil
Hayreddin Paşa, Osmanlı Beyliğini aşiret vaziyetinden çıkararak, yeni, planlı
programlı bir devletin kurulmasına çalışmış ve muvaffak da olmuştur.

Osmanlı, beylik döneminde savaş stratejisini komşu Türkmen
beylikleriyle mücadele yerine, Balkanlar üzerine yapmıştır. Balkanlarda yapılan
savaşlar, alınan zaferler, Bizans’ı vasal bir devlet haline getirmiş ve Osmanlı,
topraklarını çok kısa bir sürede genişletmiştir. Bu büyüme ve gelişme Osmanlıyı,
aynı anda savaşmak ve yönetmek ikilemi ile baş başa bırakmıştır. Dolayısıyla bu
süreç; Osmanlının basit beylik yapısından kurtulması için düzenli bir devletin
niteliği olan askeri, siyasi, iktisadi ve sosyal yapısal öğelerin
oluşturulmasını ve gelişti-rilmesini zaruret haline getirmiştir. Özellikle I.
Murad döneminde, Osmanlıdaki bu yapısal düzenleme gereksiniminin, bilinç
düzeyinde algılanmasıyla İmparatorluğun temelleri şekillenmeye başlamıştır.

Osmanlı Beyliğinin kurulmasını temin eden Ahiler; temelde İslami
klişeler doğrultusunda şekillenen ve tasavvuf motiflerinin hakim olduğu bir
sınıftır. Esnaf ve sanatkarlardan müteşekkil olan bu sınıf, maddi bir güce ve
sosyal bir işleve sahip olduğu için devletin önemli mevkilerinde temsil
edilmiştir. Ahi ricalin önde gelen isimlerinden olan Çandarlı Kara Halil, ilim
ve fazilet sahibi olup, Celaleddin Kazvini’nin belagat ilmine dair Talhis
el-miftah isimli eserini şerh etmiştir.

Çandarlı’nın ilmiye sınıfından geldiği bilinmekle beraber,
kimlerden ders aldığı ve nasıl yetiştiği meselesi tartışmalıdır. Ancak İznik
Medresesi müderrislerinden Taceddin Kürdi’nin kızı ile evlenmesi ve Şeyh Edebali
ile bacanak olması, bu zatlardan ders aldığını hatıra getirmektedir. Çandarlı
Kara Halil, Osmanlının hizmetine Ahi ricalinin, ilmiye sınıfının özellikle de
Osman Bey’in kayınpederi olan Şeyh Edebali’nin tavsiyesiyle Bilecik kadısı
olarak girmiştir. Daha sonra Bursa’nın fethiyle en yüksek şer’i makam olan
payitaht kadılığını Orhan Bey’in vefatına kadar sürdürmüştür. Sultan I. Murad’ın
hükümdarlığa geçmesiyle 1362’de Çandarlı, en yüksek ilmi makam olarak ihdas
edilen Kazaskerliğe getirilmiştir.

İznik ve Bursa’nın fethedilmesiyle Osmanlı göçebe toplum yapısı,
yerleşik kültürle tanışmaya başlamıştır. Bu geçiş süreci, savaşçı göçebelerin
iskan edilmesiyle yeni yerleşim yerlerinin açılması ve nüfuzlarının
genişletilebilmesi için, Osmanlıda mobilize edilmiş organize birliklerin
mevcudiyetini gerektirmiştir. Bu ihtiyaçları karşılayacak ilk muntazam askeri
teşkilat Çandarlı’nın kurduğu “yay ve müsellem” adı verilen piyade ve
süvarilerden oluşan birliklerdir.

I. Murat dönemi Çandarlı Kara Halil’in göze çarpan icraatlarının
olduğu yıllardır. İyi bir devlet adamı, aynı zamanda muktedir bir kumandan olan
Çandarlı, Rumeli’nin fethinde de önemli bir rol üstlenmiştir. Padişah Anadolu’ya
sefere çıkarken Çandarlı’yı Rumeli’nin muhafazası için görevlendirmiştir.
Mahiyetindeki ordu ile Karaferye, Serez ve Selanik’i aldıktan sonra Tesa’ya ve
Manastırı alarak Osmanlı sınırlarını Arnavutluk sınırlarına dayandırmıştır.

Devlet yapılanmasının padişahın şahsıyla özdeşleştiği bir idari
yapılanmada devletin hükümranlık hakkının korunması, padişahın şahsının ve
otoritesinin korunması anlamına gelmektedir. Nitekim çağın konjonktürü gereği
tek merkezli devlet yapılanmasına giden ve toprakları her geçen gün büyüyen
Osmanlıda, düzenli ve daimi bir ordunun eksikliği görülmeye başlanmıştır.
Çandarlı Kara Halil’in bu eksikliği gidermek için kurduğu Yeniçeri Ocağı,
Osmanlı Devletinde üç buçuk asırdan fazla hizmet etmiştir. Çandarlı’nın,
Hıristiyan çocuklarını askerlik hizmetinde kullanmak maksadıyla ihdas ettiği
“devşirme kanunu”yla kurulmuş olan Yeniçeri ocağı, padişahın hassa kuvveti olup
onun emir ve kumandası altındadır. Teşkil edildiği devirlerde uç beylerine karşı
padişahın otoritesini de temsil eden Yeniçeriler, sonradan eyalet kuvvetlerine
karşı da bu otoriteyi devam ettirmişlerdir.

Osmanlı hükümet ve yönetim yapısının büyük ölçüde belirlendiği
dönem, 1300’lü yılların ikinci yarısı olmuştur. Her ne kadar padişah mutlak
yetkilere sahip olsa da devletin işlerinin tek bir elden idare edilmesi çok
müşkül duruma gelmişti. Bu yüzden padişahın işlerini organize edecek, birinci
derece yardımcılara ihtiyaç duyulmakta idi. Padişahlıktan sonra yetki alanı en
geniş olan vezirlik müessesesi, bu amaçla kurulmuştur. Çandarlı Kara Halil,
Osmanlının ilk veziri olarak kabul edilmektedir. İlk vezir olma özelliği
kendisinden önceki vezirlerden farklı olarak askeri kumandanlık olan
Beylerbeyliğinin vezirliğe ilavesi ile mülki ve askeri bütün yetkiler bir elde
toplamış olmasındandır. Çandarlı Kara Halil Hayreddin Paşanın başlattığı bu
sistem, Tanzimat’ın ilanına kadar devam etmiştir.

Osmanlı devlet yapısının belirlenmesinde ordunun kurumsallaşması
ana etken olmuştur. Devletin bekasının askeri başarıya endeksli olması, orduyu
idari yapılanmanın merkezine oturtmuştur. Çandarlı Kara Halil’in daimi ordunun
ihtiyaçlarını karşılamak ve maaşlarını verebilmek maksadıyla kurduğu Hazine-i
Amire, daha sonraları devlet hazinesi mahiyetini almıştır. Hayreddin Paşa’nın
gayretleriyle Osmanlının en önemli kurumlarından olan Defterdarlık ihdas
edilmiştir.

Çandarlı Kara Halil’in düzenli ve daimi bir ordu tesis etmesi ve
maaşlarının devletin diğer kurumlarından farklı olarak devlet hazinesinden
verilmesi, Osmanlıda orduyu ilk defa kurum bazında toplumsal zihniyetin müdahil
olamadığı alan haline getirmiştir. Esas olarak ataerkil bir anlam dünyası içinde
gelişen ordunun, toplumsal yapının dışında kalması, devleti merkezi ve otoriter
imparatorluk haline getirmiştir.

Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluş ve yükselme devri
padişahlarının en belirgin özelliği; icraatlarında ilim ve fazilet noktasında
iyi yetişmiş, çok yönlü güvenilir devlet adamlarıyla çalışmış olmalarıdır.
Çandarlı Kara Halil Paşa’nın, Kazaskerliği ve Vezirliği zamanında yaptığı
yenilikler, aşiret teşkilatına alışmış nüfuzlu Türk ailelerini rahatsız
etmiştir. Bu rahatsızlık Osmanlı Devletinde ilk defa kullanılan devlete bid’at
sokulması tabirinin seslendirilmesi olmuştur. I. Murad’ın itimadını kazanan
Çandarlı, ölümüne kadar görevinin başında kalmıştır.

Çandarlı Kara Halil Hayreddin Paşa, Osmanlı İmparatorluğunun
kuruluş yıllarında iki padişah döneminde Kadı, Kazasker ve Vezirlik makamına
yükselmiş, çok değerli teşkilatçı bir devlet adamı ve başarılı bir kumandandır.
Çandarlı idari, askeri, mali ve siyasi sahalarda Osmanlı devletinin kurulmasında
birinci derecede amil olmuştur. Çandarlı Kara Halil Hayreddin Paşa, bu
hizmetlerinden dolayı İmparatorluğun kurucularından ve Osmanlı tarihinin en
büyük devlet adamlarından biri olarak kabul edilmiştir.

Kaynaklar

İslam Ansiklopedisi, Cilt III, Milli Eğitim Basımevi,
İstanbul 1970, s. 352.

Türk Ansiklopedisi, Cilt XXIV, Milli Eğitim Basımevi, Ankara
1976, s. 417.

Etyen Mahçupyan, “Askeri Otoritenin Kurumsallaşmasına ve
Zihniyetine Dair”, Köprü Dergisi, No: 56, İstanbul 1996.

Stanford Shaw, Osmanlı İmparatorluğu ve Modern Türkiye,
(çev. Mehmet Harmancı), Cilt I, e yayınları, İstanbul 1982, s. 48.