047. Sayı | Yaz 1994 | Gecikmiş Bir Cihad Çağrısı

Gecikmiş Bir Cihad Çağrısı

 
  • The Importance Of The Risale-i Nur For The West

    Man’s desire to make sense of himself and the world in which he finds himself is fundamental to his nature and is his greatest need. It is the driving force […]

     
  •  
  • Dünyada ve Türkiye’de İslâmiyet

    "İslâm dünyası ve Batı birbirine uyan hedeflere sahiptir. Batı Peygamber mesajının yaşayan kuvvetini artık ihmal edemez ve görmemezlikten gelemez." "Ey ehl-i kitap! Sizinle bizim aramızda eşit bir kelimeye geliniz: Allah’tan […]

     
  •  
  • Risale-i Nur’da mücâhede ve mücâdele

    Yine Arapça’da şiddetli tartışma, söz kavgası, münakaşa anlamındaki "cedel" kökünden türeyen "mücâdale" ise bir şey üzerinde çekişmeyi, uğraşıyı ifade eder. Bu iki kelime Bediüzzaman Said Nursî’nin, Risale-i Nur Külliyatı adı […]

     
  •  
  • İstanbul siyaseti

    "Evet, İstanbul siyaseti İspanyol hastalığı gibi bir hastalıktır. Fikri hezeyanlaştırır. Biz müteharrik-i bizzat değiliz, bilvasıta müteharrikiz. Avrupa üflüyor, biz burada oynuyoruz. O tenvim ile telkin eder, biz kendimizden hayal edip, […]

     
  •  
  • Abdülaziz Bayındır ile röportaj

    Evvela İslâmı; mümkün olan en iyi şekilde yaşamak kendi şahsınız açısından, müsaade edildiği ölçüde yaşamak ve o ölçüleri de zorlamak, o zorlamada cihad olur. Genel olarak cıhadın tanımını yapar mısınız? […]

     
  •  
  • Bekir Topaloğlu ile röportaj

    Cihad aslında her zaman vardır, her zaman mevcuttur. Ancak insanların bulundukları çevrelerde, yaşadıkları devirlerde, cihadın metodları, yöntemleri değişebilmektedir. Genel olarak cihadın tanımını yaparmısınız? Cihad, üstün gayret sarfetmek manasına gelmektedir. Bir […]

     
  •  
  • Halil Gönenç ile röportaj

    Tarih merakı kısaca, "eskiden ne oldu?" sorusuna cevap aramakla başlar. Tarih kitapları, bu merak açlığını gidermekte pek az işe yararlar. Genel olarak cihadın tanımını yapar mısınız? Cihadın lûgat mânâsı düşmanı […]

     
  •  
  • Tasavûf ve cihâd

    Tasavvuf ehli, cihada zahirî ve batınî olmak üzere ikiye ayırmışlardır. Başka bir deyişle "cihad-ı asgar" ve "cihâd-ı ekber." Tasavvufi ıstılahta cihâd, sâlikin nefsini kayıt altına alıp ona hükmetmek için vermiş […]

     
  •  
  • Türklerde "cihad" ve "fütuhat" anlayışı

     
  • Gecikmiş bir cihad çağrısı

     
  • İlim yoluyla cihad

     
  • Ayetü’l-Kübra